Önder İşleyen : HAYIR Dalgası Siyasal İslamı Yendi... Mücadele Bu Başlangıç Çizgisinden Sürecek...

2017-04-25

» Önce sondan başlayalım isterseniz? Referandum sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Referandum öncesinde, AKP’nin beklediğinin tersine bir kırılma olacağını, HAYIR’ın kazanacağını ifade etmiştik. Sonuçta böyle oldu. OHAL koşullarında, devletin imkanlarının seferber edildiği adaletsiz bir seçimde AKP toplumsal hareket olarak büyüyen HAYIR dalgasına yenildi. Sonuçlar fiilen ilan edilerek, YSK tarafından onaylatıldı. Açığa çıkan usulsüzlüklerle YSK’nin kanuna aykırı kararı seçimin ne bugün ne de bundan sonra meşrulaşmasının mümkün olmayacağı bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Şimdi, hileli tabelayı gösterip sonucu kabullenmemizi istiyorlar! Sonuçlar açıktır halk bu Anayasa değişikliğini ve onun arkasındaki zihniyetini reddetmiştir. Ülkenin geleceği açısından köklü dönüşümlere yol açacak bir Anayasa’nın zorla dayatılarak halka kabul ettirilmesi ve ülkenin buna göre yönetilmesinin mümkün olmadığı ortadadır.

» HAYIR cephesinin başarısını nasıl okumalıyız? Bu çalışmayı dinamik kılan temel unsurlar nelerdir?
Türkiye umut veren, kazanma iradesini güçlendiren bir kampanya dönemi yaşandı. HAYIR’ın başarısını sağlayan noktalardan birisi, HAYIR’ın tekleştirilmeden, cepheleştirilmeden ortak bir hedef doğrultusundaki hareketlenmesiydi. Toplumdaki enerjinin birikmesi ve giderek HAYIR’ın toplumsal bir dalgaya dönüşebilmesi bu anlayış temelinde gerçekleşebildi. Korku iklimi karşısında HAYIR’ın umut veren, neşeli aynı zamanda cüretkar sesi ve hareketi dip dalgasını açığa çıkarttı. 1 Kasım öncesinden başlayan, 15 Temmuz ve sonrasındaki ağır ortam içinde AKP’nin bir tür ‘dondurduğu’ siyaset alanının bu hareketlenme içinde açıldığı, buzlarını erittiği ölçüde kazanma umudu da yükseldi. Toplumun AKP rejimine tepki duyan, bu kadarı fazla diyen ve değişim isteyen kesimleri kazanma umudunun, imkanın açtığı alana doldu. HAYIR’ın başarısı bu toplumsal dinamiklere dayanıyor.

» Hangi ortak talepler etrafında bir araya geldi bu toplumsal dinamikler?
HAYIR sağın belli kesimlerine kadar uzanan bir çeşitliliğe sahip. Bunun ortak ekseni, Korkut Boratav’ın tanımlamasıyla Cumhuriyetçilik olarak ifade edilebilir. Aslında bu, referandum sonrasında AKP cenahından da ‘dip dalgası geliyor’ diye ifade edilen hareket merkezine baktığımızda Gezi isyanını görebiliriz. HAYIR hareketi Gezi’nin devamı olduğu gibi aynı zamanda onun ileriye taşınan ifadesiydi. İktidar cephesi, YSK’nın haksızlıklarına karşı sokağa çıkanları görüp, ‘ikinci Gezi’ paranoyasına düşmüş görünüyor. Gezi’yi anlamadıklarından zaten HAYIR hareketinde devam eden Gezi’nin farkında bile değiller. Bir bölümü sandıktan çıkartılamamış olsa dahi, sonuçlar Gezi dinamiklerini işaret etmekte, Gezi hareketinin sosyal haritasını ortaya koymaktadır. İlk kez oy veren gençlerin büyük kısmı, kentlerdeki, eğitim seviyesi yüksek kadınlar başta olmak üzere ülkenin üretken ve dinamik merkezlerinden yükselen HAYIR, 15 yıllık siyasal İslam iktidarının hegemonyasının dışındaki alanın ne denli büyüdüğünü gösteriyor. Bu anlamda, AKP rejimi karşısındaki muhalif söylemin tüm biçimleri Gezi’nin ilerici politikaları ekseninde belirleniyor. AKP’nin hegemonik olduğu dönemde muhalif söylemin dahi onun ekseni içerisinde kendisine yer aradığı ortamdan şimdi AKP içinde de ayrışmanın bu toplumsal dinamiklerin talepleri etrafında geliştiğini görmek mümkün. Bu anlamda hani AKP karşısında alternatif olmanın yolunu daha çok AKP’lileşmekte gören, yeni bir merkezin de sağ kulvara girerek oluşacağını düşünenlerin en büyük yanlışı, giderek büyüyen –AKP içindekilerin dahi görmek zorunda kaldığı- toplumsal dinamizme sırt çeviriyor olmasıdır! 16 Nisan’da somutlanan bu durumun ilk sonucu siyasal İslamcı blokun HAYIR hareketinin ilerici dalgasının karşısındaki siyasal ve politik yenilgisidir. Ülkenin geleceği açısından ortaya çıkan dinamiklere baktığımızda siyasal İslamın bu dip dalgasını bastırması ya da kendi hegemonyası altında şekillendirmesinin mümkün olmayacağı bir döneme girilmiştir.

» YSK darbesine karşı nasıl bir yol izlemeli muhalefet?
Halk sonuçlarını tanımadığını, kabul etmediğini sokaklarda demokratik eylemleriyle ortaya koydu. Muhalefet açısından yapılacak en büyük yanlışlık seçim sonuçlarını kabullenmek, normalleştirmek olur. 2019 Başkanlık seçimlerine kesilen randevular, ‘anahtarı elimizde’ türünden değerlendirmeler hileli seçimi kabul etmekten başka bir anlama gelmez. Tersten bu HAYIR diyen milyonların kazanma umudunu ortadan kaldıracak ve referandumu meşru bir zemine taşıyacak adımlardır. Şimdi sert muhalefetten falan da söz ediliyor önemli olan muhalefetin doğru bir zeminde sürdürülmesidir. Bu doğru zemin de AKP rejimine karşı mücadeleyi HAYIR’ın ilerici dalgasıyla bütünleşerek yürütmek ve seçimlerdeki hukuksuzlukları mücadelenin her aşamasına taşıyabilmektir. Yanlış zeminde olduktan sonra durum ‘adın mülayim sert olsan ne yazar’ komedisinin ötesine geçemez. İlerici dalganın siyasi temsilinin yeni bir merkez sağ eksene taşınabileceğini düşünmek AKP’yi düştüğü durumdan kurtarmak dışında anlam ifade etmeyecektir. Bu noktada muhalefetin geleceği açısından tüm hareket ve eylemlerin hangi politik strateji temelinde sürdürüleceğine yanıt vermek ve birikmeyi o eksende yürütmek temel olmalıdır. Böyle bir politik strateji olmaksızın muhalefetin topluma inandırıcı bir seçenek sunması da mümkün değildir. Bu anlamda HAYIR mücadelesi tam da ülkenin her anlamda çürüyen ve çöken siyasal İslamcı iktidardan çıkışı mücadelesinin bir parçası olarak gelişti. Muhalefetin HAYIR’ı büyütmesi ve HAYIR’ın siyasal seçeneğini inşa edebilmesi de siyasal İslamdan çıkış stratejisi ve programı etrafında başarılabilir. Referandumda ilerici toplumsal dalga siyasal İslamı politik anlamda yenilgiye uğrattı ve ondan daha büyük bir dinamiği sahip olduğunu ortaya koydu. Mücadele bundan sonra bu başlangıç çizgisi üzerinden devam ettirilmeli.

» HAYIR’ı büyütmek için nasıl bir yol izlenmeli?
Artık fiilen ilan edilmiş bir tek adam rejiminde mücadele edeceğiz. Kuralları zorbalıkla kendi lehine dönüştürmüş siyasal İslamcı iktidar, programını hızla hayata geçirmeye çalışacaktır. Artık Meclis’in tümüyle devre dışı kaldığı, anayasasız ve hukuksuzluk içinde ilerleyecek düzlemde AKP, referandum kırılmasıyla birlikte derinleşecek sorunlarını daha çok baskıyla aşmaya çalışacaktır. HAYIR’ı büyütmek bu yeni durumu da göz önüne alan yeni politikalarla mümkün olabilir. Sistemin ve rejimin başka bir noktaya geldiği ortamda, sistemin sınırları içinde kalarak mücadele olanaksızdır. Tam da burada, referandum boyunca HAYIR’ın dalga merkezi ve koordinasyon ağı olarak öne çıkan Haziran Meclisleri eksenindeki birleşik mücadele fikrinin daha fazla önem kazandığı bir noktadayız. HAZİRAN’ın ilerici HAYIR dalgasının politik ve örgütsel koordinasyon merkezi olarak öne çıkması ve toplumsal bir HAYIR hareketinin lokomotifi olabilmesi bu temeldeki birikimin bir sonucuydu. Bu birikim şimdi, HAYIR içinde açığa çıkan arayışlar temelinde geliştirilerek daha ileri taşınabilir. Artık siyasal temsil krizinin hem rejim hem de muhalefet anlamında arttığı noktada ancak siyasal İslamdan çıkışı temel alan bir program etrafındaki toplumsal-siyasal bir hareketle bunu kavramak ve ülkenin yarınlarının kurucusu olarak örgütlemek mümkün olabilir. Önümüzdeki temel sorumluluk böylesi güçlü ve toplumun değişim talebine yanıt verecek bir bağımsız bir muhalefet odağının yaratılması için mücadele etmektir.

*BirGün, Yaşar Aydın