Charles Bettelheim’ın Perspektifinden Proleter Devlet İktidarı - Kansu Yıldırım

2017-06-29
KANSU YILDIRIM
 
“Proletarya Diktatörlüğü - I: Ezilen Sınıfların Devlet Yönetimine Katılımı Üzerine” yazısında ana hatlarıyla Lenin’in yenitip devlet aygıtını nasıl tanımladığını, Sovyet İktidarı ve proleter devlet aygıtına ilişkin düşüncelerini kısaca incelemiştim. Lenin’in temel savı, daha sonra Althusser ve Poulantzas’ın da değişik eserlerinde belirttiği üzere, proletaryanın sömüren ve ezen sınıfları baskı altına alma operasyonu sırasında devlet aygıtına ihtiyaç duyduğu idi. Çünkü kapitalist devlet tipi, sadece burjuvazinin iç-dış işlerini organize eden bir komite değildir; aynı zamanda, siyasal fraksiyonel önderliği sürdürmesine yardımcı olmaktadır. Devlet, burjuvazinin siyasal ve ekonomik egemenliğini sağladığı gibi, ideolojik egemenliğini de sağlamaktadır.
 
Lenin’in Ekim Devrimi öncesinde ve sonrasında Komün Derslerinden başlayarak Halkın Devlet Yönetimine Katılımıeserlerine dek uzanan proleter devlet aygıtına üzerine düşünceleri, en yalın anlamıyla Marksist devlet teorisinin de yapıtaşlarını oluşturmaktadır. İlk yazının devamı niteliğindeki bu yazıda, ihmal edilmiş bir Marksist iktisatçı ve düşünür Charles Bettelheim’ın “Dictatorship of the Proletariat, Social Classes and Proletarian Ideology” (“Proletarya Diktatörlüğü, Toplumsal Sınıflar ve Proleter İdeoloji”) makalesinden hareketle görüşlerine yer vereceğim.
 
Bettelheim’ın andığım makalesi (MR Vol. 23, No. 6: November 1971) Paul Sweezy ile 1970’lerde Monthly Review’da yer alan polemikleri ekseninde ortaya çıkmıştır. Birkaç makaleden oluşan bu önemli polemik sosyalist iktidarın ne’liği, devlet iktidarının sınıfsal niteliği, hangi koşullarda proletaryanın hangi koşullarda burjuvazinin zaferi gerçekleşir, devlet burjuvazinin yapısı gibi bir dizi önemli soruya ve konuya dikkat çekmiştir. Bu yazıda Bettelheim’ın “devlet iktidarının sınıfsal yapısı” ve “proleter devlet iktidarının özellikleri” başlıklarında açtığı görüşlerini derleyeceğim.
 
Metodolojik açıdan öncelikli soru “devlet iktidarının kime hizmet ettiği?”dir. Bettelheim'ın "devlet iktidarı işçi sınıfının şimdiki ve gelecekteki çıkarlarına hizmet ediyor mu" sorusu, eşzamanlı biçimde devlet iktidarının organlarıyla emekçi kitleler arasında somut ilişki kurup kurmadığına da ışık tutacaktır. Bettelheim’ın devlet iktidarının sınıfsal profilini irdelerken şunu belirtir: “[P]roletarya diktatoryasının esas sonucu, üreticilerin, üretim araçları ve varlık koşulları üstünde kolektif toplumsal denetim elde etmelerinden önce … gerekli siyasal koşulların sağlanmasıdır”.
 
Bettelheim, ifade ettiği siyasal koşulun üretim araçları üzerindeki ekonomik müdahalelerle sağlanamayacağını, ancak, üreticilerin iktidar olduğu bir yapı geçerliyse koşulların mümkün olacağını ileri sürer. Bettelheim, Lenin’in “One of the Fundamental Questions of the Revolution” (“Devrimin Temel Sorunlarından Birisi”) makalesine işaret eder. Lenin bu yazısında iktidara sahip olan sınıfın her şeye karar verdiğini yazar ve iktidar sorununun devrimin gelişmesi dahil, siyasal gelişmeleri belirlediğinin altını çizer.
 
Proleter devlet aygıtı ile burjuva aygıt arasındaki fark, Bettelheim’a göre, proleter devlet aygıtının kitlelerden "ayrı" olmayışı, kitlelerin hizmetinde oluşu, yönetici sınıfın proletaryadan oluşmasıdır. Bu yolla işçi sınıfı burjuvazinin kendileri üzerindeki siyasal, ekonomik ve ideolojik tahakkümünü, burjuva devlet aygıtını parçalayabilecektir. Lenin’in Devlet ve İhtilal’de dile getirdiği örgütlenmiş proleterya yani siyasal egemenliği sağlayan “egemen sınıf olarak proletarya” düşüncesini Bettelheim farklı bir şekilde dile getirmektedir. 
 
Bettelheim’ın dert edindiği konulardan birisi de parti aygıtı ve devlet iktidarı arasındaki ilişkinin karakteridir. “Toplumsal biçimin izlediği yol, sınıf mücadelesiyle belirlenir” diyen Bettelheim, sosyalistlerin zaferi için mücadele edenlerle kapitalistlerin zaferi için mücadele edenlerin karşı karşıya geleceğini yazar. İlki, proletarya ve onunla ortak çıkarları olan halk sınıflarıdır; ikincisi, farklı fraksiyonları da içeren burjuva toplumsal güçlerinin tamamıdır. Açık siyasi mücadele alanında ceryan eden bu sınıfsal karşılaşma, proletaryanın partisinin ideolojik üstünlüğü ile farklı bir boyut kazanabilir. Bettelheim, proleter sınıf ideolojik ve siyasal cephedeki üstünlüğünü sürdürdüğü oradan “önder” pozisyonda olabilir.
 
Proleter önderliğin kurumsal yapısı Marksist-Leninist partidir. Siyasal iktidar konumundaki yönetici parti, burjuvazinin hiyerarşik kodlarını taşımak yerine dolaysız iktidar kanalları tesis edecektir. Bettelheim, kitlelere emir veren bir partiden ziyade halk sınıflarına “aracılık” yapan bir parti üzerinde durur. Yönetici partinin asli özelliği, proletarya ve proletarya ile ittifak halinde olan, halk sınıflarının sosyalist yolda ilerlemesine yardımcı olan, “proleteryanın iktidarı ele geçirmesinde rehberlik” eden bir örgüttür. “Yönetici parti işçi sınıfı”na ve onun öz-örgütlülüğü değilse, proletarya diktatörlüğünden söz etmek güçtür.