KESK MYK Üyesi Yusuf Şenol Emekçilerin TİS Taleplerini Anlattı

KESK Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Yusuf Şenol yarın gerçekleşecek Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri öncesinde RedHaber'e konuştu. Şenol, "1 Ağustos’ta başlayacak TİS görüşmeleri ilkelerimizin kamuoyuyla paylaşılması anlamına gelecek. Mücadelemizin başlangıcı olacak. Biz sözümüzü sokakta söyleyeceğiz." ifadelerini kullandı.
2017-07-31

Bugün başlayan Toplu İş Sözleşmelesi (TİS) görüşmeleri öncesinde KESK Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Yusuf Şenol RedHaber'e konuştu.  Şenol,Devlet Personel Başkanlığı'nın 1 Ağustos günü başlayacak toplusözleşme görüşmelerine KESK'in nasıl bir mücadele hattı izleyeceklerini anlattı.

>> 1 Ağustos'ta gerçekleşecek olan TİS görüşmeleri öncesinde, OHAL sürecinde bu toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin emekçiler ve KESK için nasıl bir önemi var?

Toplu sözleşme, kamu emekçilerinin iki yıllık sürelerle yapılan protoküldür. Bu iki yıllık sözleşme, kamu emekçilerinin ekonomik ve sosyal talepleriyle birlikte çalışma hayatındaki sorunların dile getirilerek çözüm aranması ve bulunulması gereken bir zemin. Ancak bu zemin emekçilerin sorunlarına gerçek bir çözümün ortaya çıkabilme koşullarından uzaktır. KESK açısından bu sözleşme bir imza süreci olmanın ötesinde bir mücadele sürecidir. Bu toplu sözleşme döneminin özelliği Memur-sen'in tek yetkili sendika olarak görüşmelere katılması. Memur-Sen AKP'den yetkili kuşkusuz ancak emekçileri temsil etme yetkisi yok. Dolayısıyla TİS sürecinde masada oturulacak ve emekçilerin sorunlarına çözüm bulunabilecek gibi bir durum yok.  TİS süreci ve sonrasında KESK'in, kamu emekçilerinin mücadelesi belirleyecek sonucu.

KES bu süreçte hangi talepleri öne çıkaracak?

KHK'larla 4006 tanesi bizim arkadaşımız toplamda da 130 bin kamu emekçisinin haksız, hukuksuz bir şekilde hiçbir yasal dayanağı olmadan işte atıldı. Mağduriyet yaşayan tüm kamu emekçisinin sesi olacağız. Yıllardır mücadele ederek kazandığımız iş güvencemizi, OHAL sürecine kurban etmeyeceğiz. OHAL'in olduğu koşullarda gerçek bir TİS'ten söz etmek zaten mümkün değil. OHAL kaldırılmalı, KHK'lar tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilmelidir. TİS görüşmelerinde ve sonrasında mücadele programımızın en önemli noktalarından birisi bu olmaya devam edecek.   

Öte yandan AKP, OHAL-KHK düzeni içinde kamuya ilişkin yeni düzenlemeler için hazırlıklarını sürdürüyor. KHK ile fiilen yok edilen iş güvencemiz ve hukuksal haklarımız şimdi kalıcı olarak yok edilmek isteniyor. Kamuda her düzeyde iş güvencesinin ortadan kaldırıldığı,  liyakatın tümüyle devre dışı bırakılacağı bir kapı kulu düzeni getirilmek isteniyor. AKP'nin memurları yaratılmak isteniyor. İş güvencemize ve haklarımıza sahip çıkacak bir mücadeleyi de önümüze koyuyoruz. 

>>Devlet Personel Daire Başkanlığı KESK heyetinde KHK ile ihraç edilmiş kişiler olduğunu öne sürerek belirlediğiniz heyetin bu görüşmelere katılamayacağını belirtti. Bu durumda Devlet Personel Daire Başkanlığı ne hedefliyor? Bu engellemeler karşısında KESK ne yapacak?

Son anda böyle bir yazı gönderdiler. KESK olarak 24 Temmuz'da Toplu Sözleşme taslağımızı ve görüşmelere katılacak üyelerimizi bildirdik. Son gün gelen bir yazı ile, 'ihraç olan' ve benim gibi 'ihraç olmayanlar da ihraç gösterilip' görüşmeler için bildirdiğimiz komisyonumuzun katılamayacağı bize bildirildi. Eş Genel Başkanlarımız KHK ile ihraç ve bunu gerekçe gösteriyorlar. Böyle bir yazı hiçbir hukuki dayanağı sahip değil. Yasal olarak da ihraç edilenler henüz yargı süreci tamamlanmadığı için seçme-seçilme ilişkisine sahipler. İtiraz ettikleri arkadaşlarımız KESK Genel Kurulu delegesiydi ve burada tüm delgeler gibi seçimlere katılarak üyeler tarafından görevlendirildiler. KESK üyeleri kendilerini kimin temsil edeceğine ilişkin kararını verdi! Önemli olan da KESK üyelerinin verdiği karardır, gerisinin bir önemi yoktur. Sonuçta biz daha önce görüşmeler için kimleri bildirdiysek, hiçbir değişiklik yapmaksızın hep beraber orada olacağız. KHK ile ihraç ettikleri insanları neredeyse hayattan men etmeye çalışıyor. Bu hukuksuzluğu orada teşhir edeceğiz. Onlar, karşılarında el pençe divan duranlara alışmışlar, herkes öyle olsun istiyorlar.  Biz böyle bir konfederasyon değiliz. Olmadık, olmayacağız.

KESK, milyonlarca emekçinin sesi olacak. Memur-Sen'in AKP iktidarına yaslanarak, onun emir-komuta zinciri içinde nasıl palazlandığını herkes biliyor. Dünya tarihinde belki de eşi görülmemiş şekide, Memur-Sen emekçiler için hiçbir mücadele vermeden üye sayısını katlayarak, sayısal olarak en büyük sendika haline getirildi. Şimdi TİS görüşmelerine emekçilerin haklarını talep etmek için tam da bulundukları pozisyona uygun şekilde, üyelik ikramiyesinin kendileri için 2 kat olmasını istemek için oturuyorlar. KESK orada olacak ve emekçilerin sesinin kısılmasına asla müsade etmeyecek. 

 

Memur-Sen haricinde üç büyük konfederasyondan diğer ikisinin sadece girişte iki dakikalık bir konuşma hakkı var onun dışında imza yetkisi bile yok. Bizim asıl atacağımız imza Çalışma Bakanlığı’nın önünde tüm toplum nezdinde sokakta atacağımız imzadır. Bizim yapacağımız toplu sözleşmenin adresi oradır.