HAYIR Bloku Siyaseti (Mi) ? - Emir Yıldız

2018-01-08

Referandumun ardından HAYIR üzerinden bir Blok siyaseti oluşturma fikri değişik biçimlerde gündeme geliyor. Bir tür siyaset mühendisliği olarak da tanımlanabilecek bu eksen sonuçta AKP-MHP bloku dışında kalan herkesin –bir biçimdeki- ortaklığını ifade ediyor. Cumhuriyet gazetesinin bugünkü ‘HAYIR Bloku’ büyüyor manşetine bakınca da bunu görmek mümkün. Cumhuriyet kimi rakamlarla, İYİ Parti, Saadet, CHP ve HDP’yi inceleyerek HAYIR Blokunun büyüdüğünü müjdeliyor (!). 2019’da kazanma matematiği olarak öne çıkartılan bu HAYIR Bloku (!) siyaseti üzerinde düşünmeye ihtiyaç var.

*

Referandumda herkes farklı nedenlerle ve ayrı ayrı HAYIR dedi. Saadet Partisi ve İYİ Parti’nin temsil ettiği sağ eksenden, CHP ve onun ötesinde devrimci-sosyalist kesimlere uzanan bir çeşitlilik içindeki HAYIR, AKP-MHP bloku karşısında –herkesin bildiği hile bir yana- kazandı!  HAYIR dalgası siyasal İslamın –MHP bloku dahil- kan kaybettiğini ve toplumda önemli bir değişim talebinin olduğunu ortaya koydu. Referandum sonrasında ise muhalefet hareketi için bu değişim talebinin bir siyasal alternatife nasıl dönüştürüleceği, AKP açısından ise nasıl kontrol altına alınacağı/bastırılacağı sorusu 2019 hazırlığının merkezine oturdu. İYİ Parti’nin ortaya çıkışı, Saadet Partisi’nin Hayır’daki inisiyatifini sürdürmesi bu arayışın sağdaki karşılıkları olarak görülüyor.  HAYIR Bloku siyaseti ise bu arayışlara CHP ve –bir biçimde- HDP’yi içeren aynı zamanda sol muhalefet hareketleri de aynı eksende tutmaya yönelik bir 2019 siyaseti olarak öne çıkartılıyor.

*

Elbette böyle bir Blok (!) siyaseti üretenlerin A.Gül’ü de hesaba kattıklarını yani mümkün olursa en azından AKP’nin bir kesimini de içermeyi hedefliyor. AKP-MHP bloku karşısında tekleşmemiş ancak ortak hareket eden –ve 2.turda sandıkta tekleşecek- bir Blok için belirli bir ilişkilenme ve işaretlerin biriktiğini de buna ekleyebiliriz. Bu anlamda sadece bir mühendislik projesi olmanın ötesine geçen bir durumdan söz etmiş oluyoruz. Birbirine benzemeyen pek çok yapıyı bir araya getirerek bir siyasal alternatif inşa edebilmenin mümkün olmadığı ortada. Ancak burada mesele bir siyasal alternatif inşa etmek de değil. Siyasal İslamcı rejim karşısında HAYIR Bloku olarak ifade edilen siyaset, alternatif bir siyaset oluşturmanın değil, sonunda siyasal İslamcı rejimin –Erdoğanla uçlaştırılan noktalarından arındırılmasına dayanan- bir tür kurtarılmasından ibarettir. Bu anlamıyla da HAYIR’ın değişim talebinin bastırılmasını da içerir. Gül’ün çıkışı sonrasında muhalefetin taktik olarak temkinli ve ama onu dışlamayan –hatta göreve çağıran- tutumları da bunu gösteriyor.

*

O zaman HAYIR Bloku adına ortaya konulan siyaset aslında HAYIR’ın ilerici-devrimci değişim talebinin bastırılmasıdır. HAYIR, sağda ifadesini bulan tepkileri dahil olmak üzere tabanda siyasal İslamcı rejime karşı bir değişim arzusunun parladığı bir noktaydı. Bu değişim arzusu siyasal İslamın adım adım kurumsallaştırdığı şeriata ve giderek derinleşen sosyal adaletsizliğe karşı bir siyasal alternatif arayışının da ifadesidir. Şimdi toplumdaki bu dip dalgasını ‘parlamenter demokrasiye dönüş’ eksenine sıkıştırarak buradan Blok oluşturma yaklaşımı aşağıdan gelen dalgayı tepeden –ve hatta dışarıdan- bastırma yöneliminin bir ifadesidir. Mesele bu anlamda HAYIR Bloku olarak öne sürülen bu siyasetlerin dışında, HAYIR’ın ilerici birikimini, devrimci direniş potansiyelinin siyasal kuvvetini oluşturmaktır. Bugün görev, HAYIR Bloku muğlaklığını ve buradan kurulacak sağ-merkez siyasetlerin ötesine geçerek sol bir alternatifi inşa edecek bir güç oluşturmaktan başka bir şey değil.