Üniversite Hastaneleri Neden Borç Batağında? Borçları Neden Ödenmez? I Ergün Demir - Güray Kılıç

2018-01-12

Ekonomisi %11,1 büyüyen Türkiye’de Devlet Üniversite Hastanelerinin borçları neden ödenmez?

Devlet üniversite hastanelerinin yöneticileri feryat ediyorlar:

“Borç batağındayız! Yerli firmalara tıbbi malzeme borcunu ödeyemediğimizden, yabancı firmalardan 1 liralık malzemeyi 4 liraya almak zorunda kalıyoruz.”

Hükümetten ses yok!

Hükümet yetkilileri, Türkiye ekonomisinin tüm dünya ülkelerini geride bırakarak üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen ekonomi olduğuna ilişkin açıklamalarla övünürken; Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Aydınlı ise feryat etmekte, ‘’yeter artık, borçlarımızı ödeyemiyoruz, borç nedeniyle faaliyetlerimiz durmak üzere, birçok önemli ameliyatı da yapamayacak duruma geldik’’  açıklamasını yapmaktadır.

Başhekim Aydınlı, 07.01.2018 tarihinde basına yaptığı açıklama özetle şunları söylemektedir:

  • Medikal firmalara olan 250 milyon liralık borç nedeniyle faaliyetlerimiz durma noktasına geldi. Bu durum böyle devam ederse birçok malzemeyi bulamayacak ve böylece önemli ameliyatları yapamayacak duruma geleceğiz.
  • Vadesi gelen alacaklarını tahsil edemeyen yerli firmaların tıbbi malzeme satışını durdurması nedeniyle hastanede malzeme krizi yaşanmaktadır. Girişimsel işlemlerin ve operasyonların sürdürülebilmesi için yabancı firmalardan piyasanın 3-4 katına medikal ürünler alınmaktadır. Bu durum borç miktarının her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Borcumuzdan dolayı 1 liralık malı 4 liraya almaktayız.
  • 43 üniversite hastanesinin borcu 6 milyar TL civarındadır. Sağlık bakanlığına bağlı kamu hastanelerinin ise 11 milyar TL (11 Katrilyon) borcu vardır. Kamu hastaneleri de para ödeyemez hale gelince firmalar sıkıntıya girmiş, iflas etme durumuna gelmişlerdir. Biz yüz, kol, kemik iliği, kornea ve kalp nakli yapıyoruz demiş ve bu düzeydeki bir merkezin gözden çıkarılmaması gerektiğini ifade etmiştir.

Görev yaptığı hastanenin borç sorununu basın aracılığı ile kamuoyuna açıklamak zorunda kalan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Aydınlı’nın görevden alınıp alınmadığını ya da bir uyarıya maruz kalıp kalmadığını bilmiyoruz ancak, Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen’in 24 Mayıs 2017 tarihinde görev yaptığı hastanenin medikal firmalara olan borçları nedeniyle odasında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi hala hafızalarımızda.

Devlet üniversite hastanelerini tıbbi cihaz ve malzeme ödemesi yapamaz duruma getiren politik karar vericiler, kendi sorumluluklarını gizlemek için sorunları halının altına süpürmeye çalışmaktadırlar. Ancak sorunlar artık saklanamayacak kadar yaygın ve aleni hal  almıştır.

 AKP Hükümeti bu duruma neden sesiz kalmaktadır!

Çünkü

  • Sağlık işletmeleri, Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık uygulama tebliği aracılığıyla yaptığı kısıtlamalar nedeniyle gelirlerini artırmak ‘zarar etmemek’ için, artık güvenli/etkin olan tıbbi malzeme yerine, ucuz ve kârlı olanın tercih etmek durumunda kalmaktadırlar.
  • Riskli ve zor hastalıkları (kanser, kalp damar cerrahisi, beyin cerrahisi, omurga yaralısı vb.) olan yurttaşlar, kendilerine gereken tıbbi cihaz ve malzemeye ulaşmayı bir “umut” olarak görmektedirler.
  • Üniversite hastanelerinde tıbbi cihaz ve malzemeye ulaşamayan riskli ve zor hastalar, çaresizce ameliyatını yapabilecek tıbbi ekibi ve hastaneyi aramaktadır. Bu hastalar özel sektöre yönlendirilmektedir.
  • Tıbbi girişim ya da operasyonlar için çaresiz kalan hasta sahiplerine tıbbi cihaz ve malzemenin tüm bedelini ya da SGK’nın bedelini karşılamadığı nitelikli malzeme için aradaki farkı ödetmek şeklindeki uygulamalar giderek yaygınlaşmaktadır.
  • Hükümet, tıbbi cihaz ve malzeme alımlarını merkezileştirerek birkaç büyük firmadan karşılamak ve böylece para akışını ve ortamda dönen alım suiistimallerini kontrol etmeyi düşünmektedirler.

Devlet Üniversite Hastaneleri varlık amacından uzaklaştırılmaktadır.

Üniversite Hastanelerinin öncelikli varlık nedeni bilim üretmek, öğrencilerini geleceğe en iyi şekilde hazırlamak, nitelikli sağlık hizmeti ve eğitim vermektir. Bu hastaneler, çoğunlukla  zor ve karmaşık vakalara tedavi hizmetinin sunulduğu, çoğu hasta için son başvuru noktası olan kurumlardır.

Ancak uygulanan sağlık politikası sonucunda devlet üniversite hastaneleri, nitelikli sağlık hizmeti ve eğitim görevlerinden giderek uzaklaştırılarak işletme esaslarına göre çalışan hizmet hastanelerine dönüştürülmekte ve özel hastanelerle rekabete zorlanmaktadırlar.

Bugün için nitelikli ve komplike sağlık hizmetlerinin büyük kısmını veren üniversite hastaneleri hizmet sundukça ‘’zarar eden’’ ve borçlanan kurumlar haline getirilmiş, basit ve kısa süren işlemlere ağırlık vermeye yönelmek zorunda bırakılmışlardır. 

Bu durum sadece sağlık hizmetinin kalitesini ve gelişimini değil; bilimsel araştırmaları, tıp ve uzmanlık eğitimini de olumsuz etkilemektedir.

Üniversite hastanelerini bu zor duruma sokan siyasal aktörler önümüzdeki süreçte üniversite hastanelerinde  ‘el’ değiştirme politikalarını hayata geçirecekleri görülmektedir.

ÖZETLERSEK;

İdda Neydi;

  • Gelirler artmakta, borçlar ödenmekte, zenginlik yaygınlaşmaktadır.
  • Türkiye ekonomisi %11,1 büyüyerek tüm dünya ülkelerini geride bırakarak üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen ekonomi olmuştur.

Oysa;

  • Üniversite hastane yöneticileri diyor ki;
  • Borçlarımızı ödeyemiyoruz, borç nedeniyle faaliyetlerimiz durmak üzere.
  • Yerli firmaların tıbbi malzeme borcunu ödeyemediğimizden, yabancı firmalardan 1 liralık malı 4 liraya almaktayız.
  • 43 üniversite hastanesinin borcu 6 milyar TL civarında, kamu hastanelerinin ise 11 milyar TL borcu vardır. Birçok firma iflas etti, insanlar perişan.
     
  • Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Derneği diyor ki;
  • Özellikle küçük ve orta ölçekli sektör firmaları maddi bakımdan çıkmazda olup, meslektaşlarımız günü kurtarmaya çalışırken bankalara muhtaç duruma gelmiş, borç batağına sürüklenmişlerdir.
     
  • Sayıştay raporu diyor ki;
  • Döner sermaye ile döndürülmeye çalışılan kamu ve üniversite hastanelerinde  esasen ortada döndürülen bir sermaye olmadığı ve mali gücün yetersiz olduğu, çok ciddi bir borç yükü altında bulundukları ve kısa vadeli borçların karşılanamaz olduğunu ’’ belirtmektedir.

Sonuç Olarak;  Gelinen noktada işletmeye dönüştürülen kamu ve üniversite hastaneleri borç batağında olup finansal olarak sürdürülebilirliklerinin olmadığı görülmektedir.  Bu durumu görmezden gelen hükümet yetkilileri ise tıbbi cihaz ve malzemenin bedelini çaresiz kalan hasta sahiplerine ödetmeyi, tıbbi cihaz ve malzeme alımlarını merkezileştirmeyi, para akışını tek elde toplamayı düşünmektedirler.

Tıbbi cihaz ve malzemelerin kamu tarafından üretilmesi gündeme gelmeli, neden bu kadar çok ameliyat ve tıbbi girişime ihtiyaç duyulduğu sorgulanmalıdır.  Ucuz tıbbi malzemelerin kalite kontrol konusu da titizlikle değerlendirilmelidir.

*Dr. Ergün Demir (İzmir Tabip Odası Üyesi)
*Dr. Güray Kılıç (İstanbul Tabip Odası Üyesi)