İranlı sosyalistlerden ortak bildiri: Korku artık ayaklanmayı önleyen bir engel değildir!

İran'da yaşanan protestolara ilişkin 125 sosyalistin imzasını taşıyan ortak bir bildiri yayınlandı.
2018-01-12

 

HABER MERKEZİ

İran’da hayat pahalılığına tepki olarak yaklaşık iki hafta önce başlayan ve tüm ülkeye yayılan protestolara dair İranlı sosyalistlerin ortak imzasını taşıyan bir bildiri yayınlandı. 125 sosyalistin imzasını taşıyan bildiride "İslam Cumhuriyeti Hükümeti bu ulusal protestoları "düşman projesi" olarak görüyor ve protestocuları İsrail, Suudi Arabistan ve ABD hükümetlerinin ajanları veya bu devletler tarafından sübvanse edilen muhalif siyasi güçlerin piyonları olarak gösteriyor. Herşeye rağmen sokaktaki protestocular tarafından kullanılan sloganlar, bu protestoların sebebinin kötüleşen yaşam koşulları olduğunu ve kitlelerin ekonomik durumundan kaynaklandığını açıkça gözler önüne seriyor." dendi.

Bildirinin tam metni şu şekilde:

İran sokaklarındaki ezilenlerin sosyal adalet yönündeki çağrılarına destek amaçlı ve protestoculara yönelik uygulanan baskılara ve adalet yanlısı öğrenci ve aktivistlerin kaçırılmasına karşı açıklama

Protestocular, İran'da birçok şehir ve kasabanın sokaklarını işgal ettikten ve baskı ve adaletsizliğe karşı duruşlarıyla siyasi atmosferi domine ettiğinden beri bir hafta oldu. Bu protestocular artık yoksulluğa, işsizliğe, gecikmiş ve çalınmış ücretlere, yolsuzluğa, ayrımcılığa ve baskıya tahammül etmiyorlar ve şimdi “ekmek, iş, özgürlük " gibi sloganlarla adalet ve özgürlük için çağrıda bulunuyorlar."

Korku artık ayaklanmayı önleyen bir engel değildir, çünkü halkın ızdıraplarının derinliği ve genişliği çok büyük hale gelmiştir. Bir polis devletinin varlığına rağmen, protestocular en radikal şekilde hayal kırıklıklarını dile getirmekten korkmuyorlar. Çok sayıda siyasi, işçi ve sendika eylemcilerinin yanı sıra eleştirel gazetecilerin ve muhalif öğrencilerin hapsedilmesinin de farkındalar. Onlar, işçi protestolarının tutuklamalar, gözetim ve hatta hiçbir tıbbi hizmet olmadan uzun süreli hapis yoluyla cinayet ile cevaplandırıldığını iyi biliyorlar. Devam eden protestolar, devletin elindeki tüm baskı mekanizmalarını kullanarak, baskı ve sömürüye karşı olan bu ayaklanmayı durduramadığını gösteriyor. İran'da uzun zamandır devam eden adalet ve özgürlük mücadeleleri tarihi, siyasi baskı karşısında İran halkının cesaretinin bir kanıtıdır. Bunun en iyi örneği 1979'da Şah rejimine karşı devrimci ayaklanmaydı.

Yine de, İslam Cumhuriyeti Hükümeti bu ulusal protestoları "düşman projesi" olarak görüyor ve protestocuları İsrail, Suudi Arabistan ve ABD hükümetlerinin ajanları veya bu devletler tarafından sübvanse edilen muhalif siyasi güçlerin piyonları olarak gösteriyor. Herşeye rağmen sokaktaki protestocular tarafından kullanılan sloganlar, bu protestoların sebebinin kötüleşen yaşam koşulları olduğunu ve kitlelerin ekonomik durumundan kaynaklandığını açıkça gözler önüne seriyor. Ancak devlet, halkın yaşadığı sorunların ve zorlukların sıradışı bir şey olmadığını ve ekonomik döngülerin bir parçası olduğunu iddia ediyor. Halkın memnuniyetsizliğinin ciddi boyutunu, egemen sınıfın baskısıyla ve adaletsizliğiyle tanımayı reddediyorlar.

Bu günlerde devletin tüm siyasi kesimlerinin rejimin otoritesini korumak, bu toplumsal eşitsizliği normalmiş gibi yansıtmak ve muhalif sesleri susturmak için el ele çalıştığına bir kez daha tanık olduk. İdeolojik aygıtlarıyla sokaklardaki radikal siyasi hareketin gücünü inkar ediyor ve protestocuları ya vandal ya da aldatılmış olarak göstermeye çalışıyorlar. Aynı zamanda, büyük ölçüde yozlaşmış güvenlik ve yargı aygıtları aracılığıyla, sokaklarda şiddetli baskı uygulamaya ve protestocuları ve eleştirmenleri toplu olarak tutuklamaya çalışıyorlar. Bu yaklaşım tanıdık. Kitlelerin taleplerini ve memnuniyetsizliklerini bir yandan görmezden gelen ve diğer yandan kitlesel protestoları şiddetle bastırmaktan sorumlu olan yöneticiler, tarihsel olarak her zaman protestoların şiddete ve katliamla dönüşmesinden ve ortak servetin ve kamusal mülkiyetin yıkımına yol açmaktan sorumlu olmuştur.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Rouhani ve hükümet yetkilileri, "İran halkı meşru eleştiri ve itirazlarını ifade etmekte özgürdür" ve "sokaklarımızda şiddet yayanlar, ekonomik sorunlar ve işsizlik kaygısı olmayan zorba ve bela çıkarıcılardır." Ama Rouhani ve müttefikleri utanmazca ve açıkça İran'da protesto özgürlüğü hakkında ve insanların memnuniyetsizliğinin dinlenmesi gerekliliği hakkında yalan söylüyorlar. Onlar, bağımsız ve bağlı olmayan bir miting, oturma grevi, eylem veya grev için izin asla söz konusu olmayacağının herkesten daha iyi farkındalar. İran'da bağımsız sendika ve siyasi örgüt kurma çabaları en ağır baskıyla karşı karşıyadır. Adaletçi ve tarafsız eleştirel medyaya girişmek için yasal bir hak yoktur. Biriktirilmiş paralarının yozlaşmış finans kurumları tarafından çalınmasını protesto eden emekli insanlar dahi hükümetin acımasız baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Bu şartlar altında, devletten bağımsız bir protesto yapmanın tek yolunun, yasal izin olmadan bunu yapmak olduğu açıktır. Böyle bir protesto "yasadışı" olarak görülür ve bu nedenle bastırılması de yasaldır. Böylece, Rouhani hükümetinin ve reformcist ılımlıların aldatmacasını açığa çıkararak, protestocuların bastırılması ve eleştirmenlerin susturulması konusunda muhafazakar veya "prensipçi" gruplardan farklı olmadıkları anlaşılır.

Son birkaç gündür, Tahran ve İran'daki diğer şehirlerdeki eylemcilerin, solcuların ve muhalif öğrencilerin kaçırılmaları, toplu tutuklamalar ve yasadışı alıkoyma dalgasına tanık olduk. İran hükümeti bu "ortadan kaybolan" öğrencilerin durumu hakkında bilgi vermiyor. Aileleri bilgisiz bırakılılırken tutuklanan öğrenci sayısı günden güne artıyor. Bu öğrencilerin siyasi yönü ve faaliyetleri devletin son protestolara ilişkin propagandası arkasındaki gerçeğe ışık tutuyor. Bu öğrenciler, emperyalist güçler ve bölgedeki gerici müttefikleri tarafından her türlü müdahaleye karşı bariz bir biçimde mücadele ettiler. Uluslararası finansal ve ekonomik yaptırımların İran'a karşı temel etkisinin en yoksul ve en alt sınıflarda olacağını vurgulayan en aktif karşıtlarıydı. Onlar her zaman siyonist işgale karşı Filistin mücadelesinin sürekli destekçileri olmuştur. Buna göre, ne emperyalist devletler, Suudi Arabistan ve İsrail kuklası olmakla, ne de rejime karşı batı yanlısı ve sağcı güçlerin bir parçası olmakla suçlanamazlar. O zaman, neden devlet solcuların ve adaletçi eylemcilerin ve öğrencilerin seslerini boğmaya çalışıyor? Çünkü onlar, neoliberal ekonomik politikaların ve İran'daki sosyal adalet nutuklarının en önemli ve belirleyici eleştirilerinin taşıyıcısı.

Solcu eylemcilerin ve öğrencilerin tutuklanması, rejimin, mevcut hareketin siyasi göndemini geliştirmesi ve sınıf temelli ve adalete dayalı kökenini tam olarak kavraması vizyonundan dehşete düştüğünü göstermektedir. Son protestoların nedeninin sürekli kötüleşen yaşam koşulları ve ekonomik durum olduğunu daha önce de belirtmiştik. Burada şunu da eklemeliyiz ki, halkın ekonomik sefaletindeki en önemli faktör, yapısal uyum programlarını ve kemer sıkma tedbirlerini (Rouhani'nin sözde "ekonomik ameliyatı") toplum üzerinde ilerleten ve zorlayan hükümetin demirden iradesidir. Bu, tabii ki, ortak servetten hoşlanan azınlığın tekelci konumu ile bağlantılı olarak görülmelidir. Bu ekonomik politikalar, Rouhani tarafından eski meslektaşlarından (Rafsanjani, Hatami ve Ahmedinecad'dan) daha şiddetli ve geniş bir şekilde ele alınmıştır.

İranlı solcu öğrenciler, bilim adamları ve aktivistler, asgari düzeyde sahip oldukları yaşam araçlarını kullanarak, kapitalistlere yarayan ve çoğunluğunun zararına olan ekonomik reformlara karşı her zaman eleştirel bir şekilde karşı koymuşlardır. Bu politikaların, insanların yaşam koşulları ve sosyal hayatı üzerindeki korkunç sonuçları konusunda uyardılar. Şu anda, kökeni – herşeyden önce – sınıfsal ilişkilerde bulunan politikaların yaratmış olduğu hoşnutsuzluğun patlamasına tanık oluyoruz. Ancak, siyasi baskının şiddeti ve siyasi iktidar ve sermayenin ideolojik bir azınlığın elinde eş zamanlı birikmesi nedeniyle, ekonomik hoşnutsuzluk ifadesi, iktidar sistemine karşı yapılan siyasi mücadeleden bağımsız olarak tanımlanamaz. Bu nedenle, ekonomik zorluklara karşı kendiliğinden gelişen protestolarda güvenlik güçlerinin solcu öğrencilere, işçi ve sendika eylemcilerine ve diğer adaletçi eylemcilere karşı kapsamlı tutuklama dalgasını harekete geçirmesi bir tesadüf değildir. İşçi örgütlerini destekleyen öğrenciler ve aktivistler mevcut harekete müdahale ettiklerinde, sınıf bilincini oluşturma ve siyasi örgütlerin oluşturulmasına yardımcı olma potansiyeline sahip olabilirler.

Ayrıca bu kaçırılan öğrencilerin çoğunun, öğrencilerin acil menfaatlerini talep eden öğrenci Sendikası aktivistleri olduğunu belirtmek de önemlidir. Ve bu anlamda eğitim sisteminin metalaşması ve üniversitelerin özelleştirilmesi gibi devletin neoliberal politikalarına karşı protestolar düzenlediler. Protestolar hükümetin yeni staj programına da karşıydı; "Bigarvarzi"  [zorla çalıştırmayı (bigari) çıraklıkla (kaarvarzi) birleştiren bir kelime oyunu] isimli bir kampanya düzenleyerek, hükümetin yeni staj programına karşı etkili muhalefet, eleştiri ve protestolar düzenlemeyi başardılar. Onlar devlet tarafından işletilen programın, yüksek lisans öğrencilerini son derece ucuz işgücü haline getirdiğini öne sürdüler. Bu da, istihdam için hazırlık bahanesiyle işverenler tarafından aşırı derecede sömürülecekti.

Bu şekilde, bu neoliberal programı işçi gücünün çiğnenmesi ve metalaştırılmasıyla birleştirerek öğrenciler, emek ve öğrenci mücadelelerinin birbirine bağlanmasını vurguladılar. Rouhani hükümetinin staj programının ilerlemesi konusundaki ısrarını göz önüne alırsak, muhalifleri ve eleştirsel öğrencileri tutuklayarak, devletin istihbarat ve güvenlik mekanizması, ayrıca hükümetin ekonomik politikalarına karşı direnişi yıkmaya çalışıyor olması şaşırtıcı değil.

Biz, İran dışındaki bir grup solcu, sosyalist ve komünist, bağımsız öğrenciler ve eylemcilerin gözaltı ve kaçırılma dalgasını kınıyoruz. Son dönemde gözaltına alınan tüm insanların sağlığı ve yaşamlarının sorumluluğu tamamen İslam Cumhuriyeti'nin ve özellikle de mevcut hükümetin omuzları üstündedir. Kuşkusuz, tüm siyasi tutsakların koşulsuz özgürlüğü hareketin en temel ve acil taleplerinden biri olmalıdır.

Devlet medyasının protestoların bitimine dair yaptıkları iddiaların aksine, egemen ve yöneten sömürücü  azınlık tarafından uygulanan adaletsizliğe ve baskıya karşı İran halkının mücadelesinin sonsuz olduğuna inanıyoruz. İran'daki ezilenlerin meşru mücadelesini destekliyoruz ve sosyal adalet çağrılarıyla dayanışmamızı ifade ediyoruz. Bu kollektif direniş sırasında ortaya koydukları inisiyatiflerini ve cesaretlerini selamlıyoruz ve son olarak, yeni bir protesto dalgasının hakim olduğu ve sosyal küreyi radikalleştirdiği için, güçlü ilerici bir hareketin yeni olanaklarının şekillenmesini ve büyümesini umuyoruz.

İmzalayanlar:
Abdi Kalantari
Abolhassan Azimi
Ahmad Novin
Ali Kantouri
Ali Rasouli
Amin Hosouri
Amir Houshang Eftekhari Rad
Amir Javaheri Langroudi
Amir Memarian
Amir Mohsen Mohammadi
Amir Reza Rezaie
Amjad Hossein Panahi
Ammar Goli
Anahita Hosseini
Arash Doost Hossein
Arash Kia
Ardalan Bastani
Arezoo Pouresmaili
Arjang Alipour
Arjang Bamshad
Asal Akhavan
Asghar Izadi
Ashkan Khorasani
Azam Safaie
Aziz Miri
Babak Farahani
Babak Moradi
Bahram Ghadimi
Behnam Amini
Behnam Daraeiezadeh
Behrouz Khabaz
Bijan Kiarasi
Bijan Sabbagh
Chnoor Maki
Darioush Arjmandi
Ebrahim Dinkhah
Faramarz Khoshkalam
Fariba Amirkhizi
Farnoush Soheili
Farrokh Ghahremani
Farshin Kazeminia
Fereidoon teymouri
Forough Asadpour
Frida Sohrabian
Golnaz Khajavi
Hamid Mafi
Hamineh Baghaie
Hatef Soltani
Homayoun Iwani
Hooman Kazemian
Iran Mansouri
Jalal Naderi
Kamran Matin
Katayoun Keshavarzi
Kaveh Abbasian
Kaveh Kermanshahi
Koosha Eghbal
Laleh Pasha
Leila Limack
Mahziar Shakiba
Mansour Teyfouri
Maryam Amani
Maryam Hanifi
Maryam Oskoui
Mehran Jangali Moghadam
Mehrdad Emami
Mehrnoush Mirsaidi
Mehrzad Dashtbani
Mesbah Mohammadi
Mila Mosafer
Mina Khani
Mina Khanlarzadeh
Mitra Yousefi
Mohammad Ghaznavian
Mohammad Nouri
Mohammad Pourabdollah
Mohammad Tajallijoo Langroudi
Mohammadreza Shalgouni
Mohsen Emadi
Mozhdeh Arasi
Nader Naji
Nader Sadeh
Nahid Pourisa
Narges Nassimi
Narges Sajedi
Naser Barin
Naser Pishro
Nazli Mortazavi
Nima Golestan
Omid Shams
Pardis Rahmanfard
Parisa Nasrabadi
Payam Shaker
Peyman Jafari
Peyman Piran
Pezhman Rahimi
Piran Azad
Rafat Ranjbaran Langroudi
Raha Asadzadeh
Ramyar Hosseini
Reza Pourkarimi
Reza Raeesdana
Reza Sepidroodi
Rozhin Mohammadi
Ruben Markarian
Sama Shamloo
Sara Dehkordi
Sediq Esmaili
Shaghayegh Sahandi
Shahab Shokouhi
Shahab Sirvan
Shahin Navaie
Shahrzad Arshadi
Sharareh Shahed
Siavash Mirzaie
Siranoush Moradian
Sirous Kafaie
Soheil Asefi
Sorosh Ghazarian
Taha Zainali
Tika Kalaki
Yassamine Mather
Yasser Goli
Younes Mirhosseini
Zahra Pourazizi