Dilek'in Haykırışı ve Kanser Hastalarının Sorunları Unutulmasın Diye - Ergün Demir - Güray Kılıç

2018-01-19

Kanser hastalarının yaşadıkları ilaca erişim çilesini kamuoyuna duyuran, ‘’ben dilenci değilim ‘’ diyerek sağlık hakkının bir sadaka olmadığını Türkiye’ye anlatan, gencecik yaşında omuzladığı yükü dimdik taşıyarak onurlu bir biçimde aramızda ayrılan Trakya’nın yiğit kızı Dilek’in haykırışı milyonların sesi oldu. Ancak kanser hastalarının ve ailelerinin çektikleri sıkıntılar, başta tedavileri için gerekli olan bazı ilaçlara erişim ve kanser cerrahisi işlemlerinde ilave ücret alınması konusu yeterince tartışılmadı ve çözüm üretilmedi.

Neler yaşanmıştı?

Dilek Özçelik rahatsızlığı sonucu müracaat ettiği sağlık kurumunda Hodgkin lenfoma tanısı konulmuştu.  Ancak tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara SGK güvencesi ile erişiminde zorluk çekmekteydi.  Benzer sorunu yaşayan diğer kanser hastaları ile teması sonucu ilaçların hangi yollardan temin edileceğini öğrendi.  İlaca erişim daha çok TEB ithal ilaç birimlerinden (ki bu yolun uzun ve yoğun bir prosedürü var ) olmakta ya da karaborsa, merdiven altı ve yurt dışından yakınlar aracılığıyla temin edilebilmektedir. 

Dilek, 15 Nisan 2013 günü Edirne’ye gelen dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a kanser ilaçlarının temininde sıkıntı yaşadığını ifade etmek istedi. Ancak dönemin Bakanı Bayraktar sadaka kültürünü özümsediği için yaşanan sorunları dinlemek yerine Dilek’in eline para sıkıştırmaya kalkıştı, cebine koy sakın düşürme diye tembihledi ancak olmadı.

Çünkü Dilek "Ben dilenci değilim. İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda, yanınıza biri geldiğinde eliniz cebinize değil vicdanınıza gitsin ‘’ diyerek parayı geri iade ederek sadaka değil sağlık hakkı istediğini gayet çarpıcı şekilde tüm kamuoyuna iletmişti. AKP’nin sadaka politikasına karşı sadakayı muktedirin yüzüne çarparak sağlığın bir hak olduğunu hatırlatmıştı.

Kanser hastaları özellikle tedavileri için gerekli olan bazı ilaçlara erişim ve özel hastanelerde kanser cerrahisi işlemlerinde ilave ücret alınması konusunda büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Kanser hastalarının bulunamayan ilaca ve girişimsel cerrahi işlemlere oldukça yüksek bedeller ödeyerek ulaşabilmektedirler.  Tedavilerinin bir an önce tamamlanabilmesi ve eksik kalmaması için ellerindeki tüm birikimlerini harcamakta, borçlanmakta ve varsa mallarını mülklerini satmaktadırlar.  Yoksa da ölümü beklemektedirler.

İlaç sorunu neden yaşanmaktadır?

 Kanser tedavisinde kullanılan çeşitli ilaçlara erişimde önemli sıkıntılar vardır.  İlaca erişimin kısıtlı olması beraberinde ciddi etik ve tıbbi sorunları da getirmektedir.  Bu durum hastaların tedavisinin aksamasına neden olduğu gibi ilaçların merdiven altı ve karaborsada çok pahalıya satılmasına da yol açmaktadır. 

İthal ilaçta asıl sorun döviz kurunun sabitlenmesinde ve SGK’nın yaptığı iskonto oranlarında yaşanmaktadır.

2007 tarihli beşeri ilaçların fiyatlandırılmasına dair karar hükümleri gereğince Türkiye’deki ilaç fiyatları, Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan’dan oluşan beş ülke ile buna ek olarak ilacın imal ve ithal edildiği ülkelerin ecza deposunda yapılan satış fiyatlarının en düşüğünün referans fiyat olarak kabul edilmesiyle belirlenmektedir. Euro şu anda 4 TL iken Euro kuru 2 TL olarak dikkate alınarak referans ilaç fiyatı hesaplanmaktadır. İlaç sektöründe yer alan firmalar ise buna itiraz etmekte ve döviz kuru oranları ile fiyat yansımalarının benzer bir eğilime sahip olmasını önermektedirler.

Geri ödemede ise SGK tarafından dayatılan iskonto oranları ilaç firmalarına geri ödeme tutarını belirlenmektedir. İthal ilaçlarda SGK tarafından genellikle %11-30 arası iskonto uygulaması yapılmaktadır. Eğer şirket olarak bu iskonto yapılmaz ise ilaç ödeme kapsamı dışında kalmaktadır. Sektörde yer alan firmalar iskonto oranlarının dayatılmasını istememektedir.

Türkiye’de son dönem uygulanan bu fiyat ve iskonto politikası sonucunda da ilaç firmaları ürünlerini pazara arz etmemek veya geri çekmek yönünde kararlar alabilmektedir. Bu şekilde ithal ilaçlara erişimde ciddi sıkıntı yaşanabilmektedir. Sonuç olarak ithalatçı firmalar fiyatları düştüğü için özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçları getirmemektedirler. Böylece kan ve lenf kanserinin tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara erişimde sıkıntı yaşanmaktadır. (Benzer sıkıntı bazı kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ithal ilaçlarda da yaşanmaktadır.)

 Kanser cerrahisinden neden ilave ücret alınmaktadır?

Referandum ve seçimlerden önce kanser hastalarının ve yakınlarının acıları ve umutları üzerinden oylarını alabilmek için ‘’Kanser cerrahisinde ilave ücret kalkıyor’’,  “Özel hastanelerde kanser hastalarından alınan fark ücreti kalkacak”   haberleri sık sık gündeme gelmişti. Ancak SUT’ta herhangi bir değişiklik yapılmamış ve özel sağlık kuruluşlarında kanser cerrahisinden ilave ücret alınmaya devam edilmiştir.

Kanser cerrahisinde sayılı akademik kadro ve ekibin önemli kısmı özel sektörde çalışmaktadırlar. Üniversite ve Eğitim Araştırma Hastanelerinde kanser cerrahisine ulaşamayan riskli ve zor hastalar, çaresizce ameliyatını yapabilecek tıbbi ekibi ve hastaneyi aramaktadır. Operasyonlar için çaresiz kalan hasta sahipleri özel sektöre yönelmektedirler.

SUT'a göre kanser cerrahisinde ilave ücret alınmaktadır.

SUT 1.9.3 - İlave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri

           a) Acil servislerde verilen acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri,

           b) Yoğun bakım hizmetleri,

           c) Yanık tedavisi hizmetleri,

           ç) Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),

           d) Yeni doğana verilen sağlık hizmetleri,

           e) Organ, doku ve kök hücre nakillerine ilişkin sağlık hizmetleri,

           f) Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,

           g)Hemodiyaliz tedavileri,

           ğ)Kardiyovasküler cerrahi işlemleri. (İstisnai sağlık hizmetlerinde belirtilen işlemler ve üniversite öğretim üyesi tarafından verilen hizmetler hariç)

           h) Koklear implant işlemlerinden ilave ücret alınmamaktadır.

Siyasilerin söylemleri insanların duygularını ve acılarını sömürerek ‘’umut’’ satmaya yöneliktir. Oysa yukarda SUT hükümlerinde görüldüğü gibi kanser tedavisinde sadece radyoterapi ve kemoterapi uygulamalarından ilave ücret alınmamaktadır. Kanser cerrahisinde ise ilave ücret alınmaktadır. Piyasa aktörleri ise bu alanı büyük bir rant alanı olarak görmektedir.

Bu durum ölümle kalım arasında yaşam mücadelesi veren kanser hastalarını ve yakınlarını ekonomik olarak zorlamaktadır. Ellerindeki tüm birikimlerini harcamakta, borçlanmakta ve varsa mallarını mülklerini satmaktadırlar. 

SONUÇ OLARAK;

Hastayı müşteri olarak gören ve piyasalaşan sağlığı kazanç kapısı haline getiren anlayışın şifresi, Dilek Özçelik’in yaşadıklarının kamuoyuna aktarılması ile deşifre edilmişti. Dilek Özçelik tedavi gördüğü hastanede geçtiğimiz hafta aramızdan ayrıldı.

Ancak; halkı ya müşteri ya da dilenci olarak gören,  serbest piyasa dilinden konuşan dönemin Bakanı Erdoğan Bayraktar’a Dilek’in  ‘ yaşadığım süre içerisinde aldığım her nefeste kendilerine minnet duymak istemiyorum, bir insan hakkı olarak sağlık hakkımı istiyorum ve sadece kendim için değil herkes için istiyorum’ haykırışı milyonlarca vatandaşın yüreğinde ve vicdanında yerini aldı.

Kanser hastalarını sorunları ve Dilek Özçelik’in haykırışı unutulmasın diye…

Kanser hastaları ve ailelerinin çektikleri/ yaşadıkları sorunlar gündem yapılmalı ve çözüm üretilmelidir.

*Dr.Ergün Demir
*Dr. Güray Kılıç