R-Fikir I 2018’de Davos Penceresinden Küresel Görünüm - Aslı Aydın

2018-01-29

2018’de Davos Penceresinden Küresel Görünüm

Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin açılış konuşmasıyla başlayan 48. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), bu yıl “küreselleşme karşıtı korumacı politikaları başımızdan savalım” çağrısıyla başladı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “kapitalist küreselleşmeyi kurtaralım” mesajlarıyla devam etti ve sonunda da Trump’ın  anti-küreselleşmeci “Önce Amerika” sloganlarıyla kapanışını yaptı.

 

Peki, sayısı 8 milyara dayanmış ve çoğunluğunu ekonomik zorluklarla hayatta kalmaya çalışan emekçilerin oluşturduğu dünyanın geri kalanı, İsviçre Alplerinin eteklerinde bir araya gelen Davos elitlerinin tartışmalarından hangi çıkarımları yapabilir?

Şunu artık biliyoruz… Kameralar açıldığında bolca kalkınma, zenginleşme, cinsiyet eşitliği, gelir adaleti kelimelerini sarf ederek dünyanın nasıl bir ekonomik sisteme sahip olması gerektiği konusunda akıl hocalığına soyunan devlet başkanları, yatırımcı ve Davos’un diğer akil insanlarının, asıl işi kameralar kapanınca başlıyor. Çeşitli konulardaki işbirliklerinin, şirket evliliklerinin ve diğer stratejik anlaşmaların kameralar kapandığında cereyan ettiği saklanmayan bir durum.

Bu kapalı-kamera anlaşmalarından bir enstantane de Alibaba’nın kurucusu Jack Ma’nın konuşmasında canlanıyor;

“En başta teknolojiyle ilgili hiçbir şey bilmiyordum” diye başlıyor Jack Ma, ve davam ediyor

 “yöneticilik hakkında da hiçbir şey bilmiyordum. Çok da bir şey bilmenize gerek yok aslında, tek bilmeniz gereken şey, sizden daha akıllı insanları etrafınızda toplamak”.

Yani, 21. yy’ın kapitalizminde e-ticaret devlerinden biri olmak istiyorsanız, bu bilgi birikimine ve donanımına sahip olmanız gerekmiyor, sizin için bu işi başarabilecek insanlarla bir araya gelin yeter demek istiyor…  

Bu fikir, ülke başkanları arasında yapılan anlaşmaları da yansıtmıyor mu?

“Üretimde, eğitimde iyiyi hedeflemeden, ülke kaynaklarının etkin kullanımı gibi teferruatlara girmeden de zenginleşebilir, o şaşalı büyüme oranlarına sahip olabilirsin. Bunları başarmış ülkelerin yakınında dur, arayı sıcak tut, onlara istediklerini ver yeter.”

Diğer bir taraftan neoliberalizmin tezlerinden biri de küresel rekabetin özellikle teknoloji alanında hep daha iyiyi, insanlık için daha yararlı olanı getirmesi idi. Jack Ma’nın söylediğine bakılırsa, bugün rekabet, teknoloji alanında iyi birkaç ülkeden çıkmış bir avuç vasıflı insanın arasında dönmekte, teknolojinin yahut daha genel bir ifadeyle bilgi birikiminin tüm nimetleri de insanlığa değil, bu insanları bir araya getirebilecek sermayeyi elinde bulunduranlara sunulmakta.

Spekülatif sorunlar, manipülatif sonuçlar ve reel gerçekler

Bu yazının devamında dünya çapında ekonomistlerin, akademisyenlerin Davos için hazırladığı Dünya Ekonomik Forumu 2018 Küresel Riskleri Raporu’nu sizler için çevirdik.

Raporda dünyadaki gıda alarmı, giderek bozulan çevresel faktörler, eşitsizlik, gelir adaletsizliği ve yıkıcı finansal köpükler gibi giderek ağırlaşan reel gerçeklere yer verilirken, diğer taraftan bu raporun içine de serpiştirilen “küresel işbirliği” gibi ve Davos sunumlarında da sıkça duyduğumuz “parasal çözümler”, “istihdam vaatleri”,  “sanayideki tıkanıklığa endüstri 4.0 çözümü” gibi reel hayattan kopuk öneriler yer alıyor.

Sorunlar karşısında telaffuz edilenlere ve getirilen çözümlere bakıldığında, dünyada sıradan bir çalışanın, emeğiyle geçinen bir bireyin, emekçi toplumların yaşadığı sorunlara sunulan çözüm, Trump’ın ifadeleri kadar çarpık ve bencil düzeyde kalıyor.

Ne diyor Trump? “Önce Amerika”

2018’de Davos Penceresinden Küresel Görünüm

İşler çok iyi değil…

* Trump’ın 2018’i Amerika’nın yılı olarak belirlemesinin ampirik hiçbir dayanak noktası olmadığı da ortada. İstihdama katılım oranı düşerken ve tüketici talebinde sıçrama yaratılamamışken, bir vergi reformuyla her sorunu çözebileceğini düşünen Trump, Amerika’da olduğu kadar dünya ekonomisi gerçeklerinden de uzak duruyor.

*2008 krizinden sonra parasal genişlemenin küresel kapitalizme iyi gelmediği yolunda çıkarılan dersler, parasal sıkılaştırma politikalarını gündeme getirirken diğer bir yandan finansal genişleme başa sarıyor, yeni köpükler aynı tas aynı hamam geri dönüyor.

*Faizlerin hala düşük olmasına rağmen sanayi yatırımları başta olmak üzere sabit yatırımlarda bir sıçrama yaratılamıyor. Amerika’nın faizleri yükseltmeye başlaması, finansal sermayenin Amerika’ya geri taşınması ihtimallerini güçlendiriyor. Fakat, söz konusu bu sermayenin akıllanıp reel piyasalara yönelmesini beklemek büyük yanılgılara sebep olur. Reel piyasalardaki tekelleşme eğilimleri kar olanaklarını geriletiyorken, bu beklenti aslında tam bir hayalperestlik.

*Reel sorunlardan bahsetmek, işsizliğe ve gelir adaletsizliğine kalıcı çözümler üretmek, Davosu’un kendi terminolojisinde de görüleceği üzere sadece “entelektüel bir çaba”.

 Bugün herkesin bildiği ama çok sevilmeyen bir durum olan dünya ekonomisinin “sürekli durgunluk” içinde olduğu gerçeği ise hala geçerli. ABD Hazinesi eski bakanı Summers ile Nobel ödüllü iktisatçı Krugman’ın da benimsediği bu kavramın, dünya reel büyüme oranları, yatırım ve istihdam verileri dikkate alındığında daha çok uzun bir süre kullanılacağı ortada.