ABD ile Gerilim İçindeki İttifak Kapısı - Önder İşleyen

ABD Dışişleri Bakanı R.Tillerson Orta Doğu turunun son adımında Türkiye’de olacak. Tillerson’ın gelişi üzerine bir haftadır Afrin ve Menbiç üzerinden karşılıklı mesajlar verilmeye devam ediyor. Oldukça sert bir tondaki mesajlar ABD-Türkiye ilişkilerinin kopma noktasına geldiği biçimindeki değerlendirmelere neden oluyor.
2018-02-14

ABD-Türkiye ilişkileri PYD-YPG merkezli bir çelişki üzerinden ilerliyor. BOP eksenindeki siyasal İslamcı iktidar kuşağı projesinin kırılması, Suriye’de PYD-YPG’nin ABD’nin stratejik müttefiki haline gelmesi bu çelişkiye kaynaklık ediyor. Afrin operasyonu ve Menbiç’e hareket planı gerilimin sinir ucu olarak öne çıkarken, Suriye’nin karmaşık güç dengesi içinde bir pazarlık sürecinin de bu noktalar üzerinden ilerliyor. Erdoğan’ın, ‘bölge politikamızı ABD ile yürütmek isteriz’ sözleri de ‘Osmanlı tokadı’ çıkışları da bu sürecin bir parçası. 

*
AKP, Suriye’nin geçiş dönemi öncesinde askeri gücüyle masada etkin olmak istiyor. Fırat Kalkanı Hareketi ile tuttuğu alanı genişletmek için İdlib’de şimdi de Afrin’deki askeri harekatı gerçekleştiriyor. Bu harekat ile ABD’ye PYD-YPG ilişkilerini sınırlaması ve somut olarak Menbiç’in bu güçlerden arındırılması isteniyor. Türkiye, Fırat’ın doğusundan ABD’nin çekilmeyeceğinin ve buradaki PYD-YPG ittifakının devam edeceğinin farkında. Ancak, hem içerideki sembolik değeri hem de ÖSO üzerinden geliştirdiği inisiyatif alanının genişlemesi için Menbiç’i vazgeçilmez bir hedef olarak ortaya koyuyor. 

*
ABD açısından bakıldığında ise hem PYD-YPG’nin hem de AKP-ÖSO’nun içinde olacağı bir stratejiyi hayata geçirmeye çalıştığı görülüyor. Bunun için de PYD-YPG’den vaz geçmeden Türkiye’yi de bu hatta tutacak bir pazarlığı tercih ettiği açıkça da ifade ediliyor. Bu yüksek gerilim içine ihtimal yokmuş görünse de Orta Doğu’daki ittifaklarda imkansız olmayacağının akılda tutulması gerekir. ABD’nin, Esat’a yönelik tutumunu sertleştirmesi ve askeri planın devrede olduğu söyleyerek el yükseltmesi rejime yönelik basıncı arttırmaya devam edeceğinin bir göstergesi. Bu noktada, AKP’nin ÖSO ile kuracağı bir cihatçı iktidar alanı ABD politikasına güç verecektir. ABD’nin, Fırat’ın doğusunda PYD-YPG ile ve batısında da ÖSO ile alan genişletmesi arzusudur ve bu sürecin içinde pekala da mümkündür.  Böyle alan paylaşımı üzerinden dolaylı bir ittifakın oluşturulması ise çelişkili bir sürecin içinde gerçekleşebilir. Bunun için, Menbiç’in boşaltılması dahil olmak üzere masada pek çok kart olduğu anlaşılıyor.

*
Tillerson’ın çantasında aynı zamanda Suriye’de yeniden inşaya ilişkin bir dizi ekonomik plan olduğu da ifade ediliyor. ABD’nin, Orta Doğu’da bir süredir kaybettiği inisiyatifi ele almak için askeri ve ekonomik yeni adımlar atmaya başladığı da malum. Bu çerçevede Suriye’nin yeniden yapılanması adına sahada etkin şekilde yer almak için bir dizi hamle planlanıyor. Masada, Türkiye’nin buna inşaat şirketleriyle etkin olarak dahil olması da olacak. Bu bütünlük içinde bakıldığında, Türkiye’nin Rusya ile girdiği –ve pek çok çelişkiyle yürüyen- birlikteliğinin ötesine geçen bir Amerikan planının gün yüzüne çıkmaya başladığını söylemek mümkün. Dolayısıyla kulaklarımızı duymaz hale getiren bunca bağrış çağrış içinde ittifak kapısının açık olduğunu unutmamak gerekir. AKP’nin, Orta Doğu’da Amerikan planını bozucu hamleler yaptığı ve ABD’den kopuş süreci örgütlediği yönündeki değerlendirme ve pozisyon alışlar bu anlamda eksik ve yanlıştır! Suriye’deki paylaşım savaşının dengeleri ve boşlukları içinde salınımlar belirli bir geçici uzlaşmalar kurularak ilerlemeye devam edecektir. 

*
Böyle karışık bir denklem içinde, Suriye’deki iç savaş sonrası geçiş dönemi, ABD ve Rusya’nın askeri olarak da doğrudan müdahalelerinin geliştiği çetin bir paylaşım savaşı olarak ilerliyor. AKP, bu denklemde yer almak aynı zamanda bunu içerdeki milliyetçi dalganın katalizörü kılmak için askeri-politik bir güç ortaya koymaya çalışıyor. Bu denklem içinden bakıldığında pek çok belirsizliğin sürdüğü karmaşanın da etkisiyle, siyaset de Orta Doğu merkezli kırılıyor. Muhalefet güçleri içinde, AKP’nin ABD ile çelişkilerini gidererek bir anlaşma yoluna gitmesini çıkış olarak görenler de var bu kapıyı ABD’den çıkış kapısı zannedenler de var. Böyle bir saflaşmanın hangi ucundan olunursa olunsun iddialarının gerçeklikleri bir yana ülkenin ve bölge halklarının çıkarına sonuçlar üretmeyeceği açık. ABD’nin emperyalist müdahale çizgisine ikirciksiz hayır diyen ve onun politikasının içinden Orta Doğu’da ve ülkemizde değişim arayan çizgilerle sınırları net çizilmiş bir politikanın belirginleştirilmesine ihtiyaç var. Bunun bir yönü de Rusya ve Çin hegemonyası altında bölgenin şekillendirilmesinin de bölge halkları için olumlu sonuçlar vermeyeceğinin açık biçimde ortaya serilmesidir. Bölge halklarının birlikte yaşama dayanan özgür ve demokratik geleceği emperyalizmin politikalarına karşı çıkarak gerçek olabilir. Şimdi, savaşın içindeki pozisyonlardan bakılarak, ortaya çıkan dağılmaları imkan olarak görerek  hegemonya alanları oluşturmak için her tür ittifakı sindirerek izlenecek politikalarla kısa vadede kazanılmış görülen her şey de sonunda büyük bir kaybın taşlarını döşeyecektir. 

*
Meselemiz ülkemizi ve bölge halklarını emperyalizmin ve büyük güçlerin paylaşım savaşının cereyanından kurtaracak bir yol bulmaktır.  Siyasal İslamcı rejime karşı mücadeleyi emperyalizme karşı mücadeleden ayırmadan yürütmek bunun için gerekli ve ihtiyaç !