ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Çiçek Çatalkaya: Memleketin kurtuluşu bu karanlık düzene karşı bir yol açmaktan geçiyor

ÖDP’nin bu hafta sonu gerçekleştireceği 9. Olağan Kongresi’ni Başkanlar Kurulu Üyesi Çiçek Çatalkaya ‘Memleketin kurtuluşu bu karanlık düzene karşı yeni bir yol açmaktan, Haziranlaşmaktan geçiyor’
2018-03-09

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) hafta sonu “Eşitliğe ve Özgürlüğe Bir Yol Açalım” sloganı ile 9. Olağan Kongresini gerçekleştirecek. ÖDP, üyeleri ile 10 Mart Cumartesi günü konferansta bir araya geldikten sonra 11 Mart günü Ankara’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde kongresini toplayacak. ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Çiçek Çatalkaya kongre sürecini, gündemi ve hedeflerini BirGün’e değerlendirdi.

»Vatanımızı cehenneme çevirdiler
AKP’nin 14 yıldır süren iktidarında ülke tam anlamı ile cehenneme döndü. Umutsuz, mutsuz, geleceğinden endişeli milyonlar yaşıyor artık güzel ülkemizde. Her yanımız ölüm oldu, acı oldu. Yüz binlerce insan, yoksulluk içinde ülkenin geleceğinden umudunu kesiyor. Özellikle muhalefeti salt parlamento zemininde yapılan bir iş gibi kavrayanlar da bir biçimde bu durumu kabullenen anlayışla hareket ediyor. Bizim sözümüz de eylemimiz de mevcut durumu kabul etmeyen bir itirazın ifadesidir. 12 Eylül’den itibaren toplum bir yandan cemaat ve tarikatların egemenliğine sokulurken diğer yandan da süreklileşmiş bir baskı içinde susturuldu. Biz biliyoruz ki aslında AKP iktidarı kendi gücünden değil ilerici kesimlerin dağınıklığından ve toplumun suskunluğundan güç alıyor. Biz bu dengeyi birkaç kez yerle bir ettik. En güçlü bir biçimde de Gezi Direnişi’nde bozduk. Gezi’de birlikte olduğumuzda, dayanışma içinde mücadele ettiğimizde değiştirme ve dönüştürmenin mümkün olduğunu gösterdik.

»Yaptık yine yaparız
Bunca kokuşmuşluk içinde vatanımız için umut ışığı hep var oldu. Umut, Haziran İsyanında, Referandum’daki HAYIR’ın birikiminde saklıdır. Bizler bu birikimi bir kez daha açığa çıkarmakla ülkenin geleceğinin kurucu gücüne dönüştürmekle sorumluyuz. Siyasal İslamcı rejime karşı direnmek ve toplumsal bir aydınlanmayı aşağıdan yukarıya inşa etmek hala en önemli temel görevimiz olarak duruyor.

AKP diktatörlüğüne karşı toplumsal muhalefetin önemli başarıları olduğunu da unutmamalıyız. Haziran isyanı Erdoğan’ın en büyük yenilgisi olarak ortada duruyor. Gelecek güzel günlerin müjdecisi aynı zamanda. 7 Haziran seçimleri ve 16 Nisan Referandumu, Adalet yürüyüşü de AKP’nin yenildiği, toplumsal muhalefetin kazandığı tarihler olarak hafızalarımğzda tazeliğini koruyor. AKP ve Erdoğan bu yenilgilerin anlamını çok iyi biliyor. O tarihler aynı zamanda Türkiye’nin teslim alınamayacağını da gösteriyor. Bu direniş tarihleri bizlere rahatlıkla ‘AKP’yi ve onun yarattığı düzeni yıkabiliriz’ deme cesareti veriyor.

»Bir yol açacağız
ÖDP olarak 9’uncu kongre sürecinde ‘bir yol açalım’ çağrısı yaptık. Başta ÖDP’liler olarak kendimize ve tüm devrimcilere yolların kapatıldığı, siyasal İslamcıların yollarının ülkeyi karanlık bir tünele soktuğu yerde görevimiz bir yol açmaktır, diyoruz. Memleket için, insanlık için mutlaka bir yol bulacağız, bir yol açacağız. Bu karanlık günleri de aşacağız.

Unutulmasın ki daha birkaç yıl önce devrimler ve sosyalizm tarihi sona erdi, denilmişti. Onlara göre tek yol kapitalizmdi. Ama bunu söyleyenlerin yarattığı dünya ortada. Sadece Ortadoğu’da yaşananlara bakmak bile kurulan düzeni anlamaya yeter de artar. Onların yarattığı dünyada ölüm, sömürü ve sefalet var. Bu madalyonun bir tarafı. Diğer tarata ise umut var. Dünyanın her yerinde sokaklar yeni bir yaşam isteyenlerin sesleri ile yankılanıyor. Çağımız bizi sınıf mücadelesini ve sosyalizm mücadelesini yükseltmeye ve dünyayı yeni devrimci deneyimlere tanıklık etmeye davet ediyor. Bugün sol, dünya çapında kendi krizini aşarak emekçi sınıfların yükselen gelecek arayışına yanıt verebildiği ölçüde dünya yaşanabilir olacaktır. Bu yapılamadığında bir ucunda Trump’ın öteki ucunda yeni Hitlerlerin olduğu bir faşizm serpilmektedir. 21.yüzyılın sosyalizmi bu düzene karşı siyasi ve toplumsal düzeyde somut alternatifler üreterek gelişecektir. Bir kez daha belirtmiş olayım ki karanlığın içinde, dün Yunanistan’ın, İspanya’nın, Türkiye’nin sokaklarında yankılanan umut var.

»Ülkede ve bölgede barış demeye devam
Kürt sorununu artık bölgesel bağlam içinde tartışıyoruz. Bu Türkiye’nin Suriyeleşmesinin de bir sonucu. Bu konuda söylenebilecek olan şey, Kürt sorununun silahla ve şiddetle çözülemeyeceğidir. Bugün birlikte yaşam zeminlerini ortadan kaldıracak şekilde etnik karşıtlığı derinleştirerek gelişen bu savaşın sona ermesinden başka bir çözüm yolu yok. Türkiye’yi birlikte yaşam temelinde yeniden kurma mücadelesi bu anlamda etnik bir karşıtlığı derinleştirerek süren, her gün onlarca insanımızı kaybettiğimiz bu savaşa karşı durmayı gerektiriyor. Ortadoğu’da bugün devam eden kaos, Amerikan politikasının bir sonucu olarak gerçekleşiyor. Türkiye, ABD eksenli dış politika ile ülkemizi bu kaosun parçası kıldı. Kürt hareketinin de ABD ekseninde izlediği siyasetin halkları için olumlu hiçbir sonuç çıkarmayacağını hatırlatmamız gerekiyor. Bir arada yaşam mücadelesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü emperyalizmin hegemonyasında sürüp giden ve ülkemizi Suriyeleştiren bu savaşın içinden çıkartılması da böyle mümkün olabilir.

»Birleşik bir mücadele hattı
2019’a giderken, AKP-MHP ittifakı sonucu önceden belirlenmiş bir seçime ülkeyi sürüklemek istiyor. Muhalefet hareketinin öncelikli görevi, bu durumun bozulması için birlikte mücadele etmek olmalıdır. OHAL altında, seçim güvenliğinin ortadan kaldırıldığı mevcut duruma razı olmamak için birleşerek mücadele etmek. Bu doğrultuda toplumu yeniden seferber edecek bir direniş hattı ile birlikte öte yandan da 2019’da, bugünkü mevcut seçeneksizlikler karşısında topluma alternatif sunacak bir odağın yaratılması yönünde bir çabaya da ihtiyaç var. Bu anlamda, birleşik mücadele zeminlerini çoğaltmaya ihtiyaç olduğunun altını çizmek gerekir. Toplumdaki direnme eğilimlerini birleştirecek ve güçlendirecek, Haziran fikri olarak ifade ettiğimiz siyasete bugün daha çok ihtiyacımız var. Kongremiz bu iradeyi bir kez daha ortaya koyacaktır.

»Haziranlaşarak kazanacağız
Siyasal İslamcı iktidar eliyle ülkemiz bir felaket çemberine sokuldu. Buradan çıkış, ülkemizi bu karanlığın içine sürükleyen mevcut iktidarın anlayışları çerçevesinde mümkün olabilir. Sorumluluğumuz, ülkemizi bu felaket çemberinden kurtaracak iradeyi oluşturarak, Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır. Bunun yolu bizim için nettir. Bu yol Gezi’nin işaret ettiği, halkın meclisleriyle söz ve karar sahibi olduğu bir demokrasiyi inşa etmekten geçer.
Bu konuda toplumsal muhalefet önemli deneyimler de biriktirmeye devam ediyor. Birleşik Haziran Hareketi bu deneyimlerin en önemlisi ve biriktirerek yürüyüşüne devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de bu birleşik zeminin toplumsal muhalefetin kendini ifade ettiği en önemli odaklardan biri olmaya devam edeceğinden eminiz. Muhalefet ancak Haziranlaşarak toplumla güçlü bağlar tesis edecek ve umut olmayı başarabilecektir.

»Biz bu ülkenin geleceğiyiz 
Etrafımızda ülkemizin geleceğinden endişe eden, hatta artık umudu kesen çok fazla insan var. Giderek de yaygınlaşıyor. İktidar yenilmez olduğunu göstermek için tüm devlet olanakları ile üstümüze gelmeye devam ediyor. Ne tarafa dönsek onlarla ve uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Ama çok rahatlıkla ifade edebilirim ki bu günler çok kısa sürede arkamızda kalacak. Türkiye’nin 50 yılı aşan devrimci birikimi, mücadele deneyimi teslim alınabilecek ya da umutsuzluğa itilebilecek bir gelenek değil. Biz varsak, devrimciler varsa umut hep vardır, var olacaktır.

Bu gelecek biziz. Özgürlük, eşitlik, barış isteyen Türkiye halklarıdır. Ülkemiz benzer karanlıkları daha önce de yaşadı. Ama ayakta kalan biz olduk. Yine öyle olacak.

Partimizin 9. Olağan Kongresi fikrimizin daha berrak ve umudumuzu daha da güçlendirmesine katkı sunmasını istiyoruz. Tüm dostlarımızı kongremize bekliyoruz.

***

Ülkemizi kadınlar özgürleştirecek

odp-baskanlar-kurulu-uyesi-cicek-catalkaya-karanlik-duzene-karsi-yeni-bir-yol-acalim-437030-1.

»AKP ülkeyi sadece OHAL rejimi ile yönetebiliyor, bunu yaparken de en çok biz kadınların yaşamımıza, haklarımıza, müdahale ediyor; bizi geleceksiz ve hayalsiz bırakmak istiyor.
Laik medeni hukuk hiçe sayılarak müftü nikâhının yasalaşması, arabuluculuk kurumu ile boşanmanın zorlaştırılması, zina yasası yenilensin buyruğu, “9 yaşında kız çocukları evlenebilir” fetvaları veren Diyanet, eğitimin cemaatlere, tarikatlara devri, gerici ve cinsiyetçi müfredat, kız çocuklarının etek boyları üzerine vaazlar veren okul müdürleri, kadınların uzaktan, esnek istihdam biçimleri ile yoksulluğa mahkûm edilmesi, kamusal alandan uzaklaştırılarak eve kapatılmak istenmesi, hane içi sömürünün artırılması, gericilikle beslenmiş erkek şiddeti, etkisiz yargılamalar... AKP, toplumsal yaşamı yeniden dizayn ederken, dine ve dini kurallara uygun bir yaşam biçimi yaratmak için kadınlara yönelik saldırılarına devam ediyor. Bunu yaparken aynı zamanda tüm toplum üzerindeki baskıyı arttırıyor, sokakları yasaklıyor.
Bu baskı ve kuşatılmışlık ortamına karşın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi de yol alıyor, en önemli toplumsal direnci oluşturuyor. Erkek egemen müftü rejimi bu baskılar ve uygulamalarla hayatlarımızı kuşatırken, bize itaat ve bağımlılık dayatmak isterken yayılan itiraz ve öfke daha fazla kadına dokunuyor. Bu anlamda bir yol açmak, kazanmak öncelikle kadınların mücadelesi ile mümkün. Topluma cesaret, mücadele ve umudu taşıyanlar da kadınlar.
Kadınların karanlığı aydınlatacağının bilinci ile birleşik bir kadın mücadelesi için, laiklik, özgürlük ve eşitlik için bir yol açma iddiasına sahibiz.