“Kişisel” Bir 14 Mart Yazısı - Ataması Yapılmayan Hekim

2018-03-14

1919 yılında İstanbul’un emperyalist işgaline karşı bir tepki olarak tıbbiyelilerce kutlanmaya başlanan 14 Martlar uzun yıllardır da “Tıp Bayramı/Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.

İş güvencesi, insanca çalışma koşulları, sağlık hakkı, iyi hekimlik ve nitelikli sağlk hizmeti için 15 yıldır uygulanan sağlık politikalarına hayır diyen, toplumun daha iyi bir sağlık sistemine ulaşmasının yollarını arayan, talepler oluşturan, mücadele eden ve bir yandan da şiddetle, kötü çalışma koşullarıyla yüzyüze sağlık ve şifa dağıtmaya çalışan sağlık emekçileri geçen sene 14 Mart'ı gelecek güzel günler için yeni bir başlangıcın ilk adımı olsun diyerek selamlamışlardı..

Bu yeni başlangıç benim için ise kişisel bir başlangıçla paraleldi geçen sene, yeni mezun bir hekim olarak verili koşullarda mesleğe başlayacak olmanın kaygısını da içeren ama yine de heyecanlı, hayalci ve umutlu bir paralellik.

Ve bir yıl sonra bugün yine, güvenlik soruşturması nedeniyle mesleğini yapması engellenen, işsiz bir hekim olan benim bayramım! Tıpkı mezuniyetinin ardından güvenlik soruşturması gerekçesiyle aylarca bekletilen, ataması yapılmayan, mesleğe başlatılmayan diğer hekim arkadaşlarım gibi. Tıpkı kapılarının önüne atılmış, posta kutularına bırakılmış iki satır yazıyla “güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığını ve atamasının yapılmayacağını” öğrenen hekim arkadaşlarım gibi. Tıpkı saatlerce telefonun başında atama durumunu öğrenmek için bekleyen hekim arkadaşlarım gibi. 

Bugün bizim bayramımız.

Yıllarca verdiğimiz emek, kurduğumuz hayaller, iki cümleye iki dudağın arasına sıkıştırılmış geleceğimiz, yapılan haksızlığa duyduğumuz öfke, bu elbette böyle gitmeyecek diyen inancımız, ama kendimize, adalet ve emek için mücadele eden insanlara olan inancımızla birlikte.

Tıp fakültesinden mezun olup pastanede çalışmaya başlayan, evde oturup ben ne yaptım ki diye düşünen, insanların sorularından kaçan, şimdi ne yapacağım diye düşünen,

Yaşatmaya yemin etmiş bir mesleğin mensuları olarak “Ben Soma'nın ardından katiller yargılansın diye dövizle eyleme gittim acaba bu yüzden mi atanmıyorum,” “Ya ben Özgecan'ın ardından bir üniversite öğrencisi kadın olarak eyleme gittim, o yüzden mi atanmıyorum.” gibi sorular sormak zorunda kalan,

Üniversitede öğrenci kulübüne üye olduğu için, meslek örgütüne üye olduğu için, kanı kaynadığı, başka bir dünyayı hayal ettiği için şu an mesleğini yapması engellenen,. 

Mezuniyetimizde gururla gözleri dolan ailelerimizin şimdi kaygılı, üzüntülü ve bizi üzmemek için soru sormaya dahi çekinen hallerine tanıklık eden, 

Mecburi olarak yurt dışında çalışma kararı alan, belki bu memleket bizim dediği için şimdi memleketinde doktorluk yapması engellenen, bu ülkede yetişmiş, okumuş ve şimdi bu ülkede başka şans bırakılmadığı için zorunlu olarak terk edecek olan,

Mesleğini yapması engellendiğinden öğrendiklerini unutmamak kaygısıyla acil müdahaleler kitabı okuyan,

Tıpta Uzmanlık Sınavı için gece gündüz çalışan, uzmanlık eğitimine hak kazanan ve şimdi güvenlik soruşturması bahanesiyle eğitim hakkı engellenen,. 

İntörnlüğün zor koşullarının bitişinin, mezuniyet heyecanının, nasıl bir doktor olacağım, yapabilecek miyim gibi tatlı kaygıların, hayallerin üzerine gölgeler düşen, 

Haksızlık, hukuksuzluk, geleceksizlik, hayalsizlikle kuşatılmaya çalışılan ve birbirleriyle dayanışmak için çeşitli yöntemler geliştiren genç hekimlerin de bayramı.

Bugün tıbbın kurucuları İstanköy’lü Hipokrates’ten, Bergama’lı Galenos’dan bu yana burada, bu topraklarda ölümle ve hastalıklarla mücadele etmek, çaresizlere çare olmak,sağlık ve şifa dağıtmak için gece gündüz çalışan bütün sağlık emekçilerinin bayramı. Bugün yüzler gülsün, ciğerlerler “oh” diyen bir nefes boşalsın diye emek verenlerin bayramı. 

Bugün bizim bayramımız, ve bu da aynı geçen seneki gibi gelecek güzel günler için, hayaller, emekler için yeni bir başlangıcın umudunu taşımaya devam ettiğimizin de beyanı olsun.

Ataması yapılmamış bir pratisyen hekim

Not: Güvenlik soruşturması adlı uygulama sadece hekimlere değil tüm sağlık emekçilerine uygulanmakta. İnsan yaşadığı koşullara benziyor ister istemez; Selda Bağcan “Köşe başı beklerim vay benim emeklerim” dediğinde de, Kadir İnanır'ın “Lanet olsun atom fiziğine...” diye başlayan repliğinde de kendini ya da arkadaşlarını görüp gülen ya da üzülen ahvalimizin yansıması. Eksik bıraktıklarımız için affola.

*Ataması Yapılmayan Bir Pratisyen Hekim