Tamamı kamuya ait Ziraat Bankası kimleri nasıl fonluyor?

Demirören Grubu'nun, Ziraat Bankası'ndan sağlanan kredi sayesinde Doğan Medya Grubu'nu satın almasıyla birlikte "Bu kadar büyük bir kredi nasıl verilebiliyor" sorusu gündeme geldi. Rhetorica blogu yazarı, eski fon yöneticisi, yatırım danışmanı Mustafa Murat Kubilay, Ziraat Bankası'nın AKP döneminde kuruluş misyonundan uzaklaşıp doğrudan sermaye gruplarını fonlayan bir bankaya nasıl dönüştüğünü anlattı.
2018-04-18

Tamamı kamuya ait tek banka olan Ziraat Bankası, verdiği kredilerle, sermaye gruplarına sağladığı avantajlarla tartışmaların gündeminde. Bunun son örneklerinden biri de Demirören grubunun, Ziraat Bankası'ndan aldığı 700 milyon dolar krediyle Doğan Medya Grubu'nun satın alması oldu.  Bu iddia bugüne dek Demirören Grubu tarafından da, Ziraat Bankası tarafından da yalanlanmadı.

soL'un haberine göre; kamuoyunun aklında ise "Nasıl oluyor da belli sermaye gruplarına bu büyüklükte devasa ve avantajlı krediler verilebiliyor" sorusu kaldı. 

Rhetorica blogu yazarı, eski fon yöneticisi, yatırım danışmanı Mustafa Murat Kubilay, kişisel Twitter hesabında, tartışmaların odağındaki Ziraat Bankası'nı mercek altına aldı. Uzun bir floodu takipçileriyle paylaşan Kubilay, Ziraat Bankası'nın sermaye gruplarına adeta "saçtığı" kredileri anlattı. 

Kubilay'ın paylaşımı şöyle:  

  • Son dönemde Ziraat Bankası’nın ismi siyasi kredi iddialarıyla anılmaya başladı. Öyleyse soruyoruz: Ziraat Bankası’nda neler dönüyor? Hangi takipteki krediler yapılandırılıyor? Cumhuriyet tarihinin en büyük batık kredisini kim verdi? Bankayı kim yönetiyor ve denetliyor?
  • Öncelikle Bankacılık Kanunu nedeniyle bankalarla ilgili her tip haber veya paylaşımda çok dikkatli olunması gerektiğini hatırlatalım. Bankaların itibarını asılsız zedeleyen yayınlarda ve spekülasyonlarda bulunmak kanunen suç.
  • Bu değerlendirmede yer alan tüm veriler tamamen kamuya açık ve onaylanmış kaynaklardan alınmıştır. Belirli iddiaları içeren haberler ise başka yayın kuruluşları tarafından daha önce yayınlanmıştır. Bu ön bilgilendirme sonrası analizimize başlayalım.
  • Cumhuriyet tarihinin en büyük batık kredisi: Ora AVM. Buharlaşan para ise tam 285 milyon avro. Bugünün avro kuru ile yaklaşık 1,45 milyar TL. Eski parayla 1,45 katrilyon! Peki bu skandal nasıl gerçekleşti?
  • Ora AVM ilk planda Garanti Bankası tarafından sağlanacak 118 milyon avro ederinde krediyle inşa edilecekti. Zaman içerisinde Garanti Bankası, inşaat sahibi Ora Gayrimenkul’un mali durumunu yetersiz bulunca krediyi geri çekti. Devreye Ziraat Bankası girdi.
  • Öyle ki yeni anlaşmayla Garanti Bankası parasını aldı, Ziraat Bankası'ysa Garanti Bankası’nı kurtardığı gibi Ora Gayrimenkul’e ek kredi sağladı. Garanti'nin o dönemdeki yönetim kurulu başkanının hükumete yakın bir isim olan Ferit Şahenk olduğunu hatırlatalım!
  • 2012 yılında BDDK verilerinde sektör genelindeki takipteki kredi miktarının yalnızca bir hafta içinde yüzde 10 artması neticesinde skandal ortaya çıktı.
  • Banka genel müdürü Hüseyin Aydın suçu bir önceki genel müdür Can Akın Çağlar’a attı. İşin enteresan tarafıysa Can Akın Çağlar’ın yakın zamanda bankacılık denetiminden sorumlu BDDK’ye üye olarak atanmış olmasıydı. Çağlar, kurul tarafından hemen aklandı.
  • Genel müdür Hüseyin Aydın ise kredinin akıbetiyle ilgili, “Her şeye rağmen ben umutluyum. İstanbul gibi bir yerde orta ve uzun vadede bu kredinin geri döneceğine inanıyorum, pozitif düşünüyorum. İyi bir yönetim olursa tahsil edilebilir” açıklamasında bulundu.
  • İyimser beklenti gerçekleşmedi ve 2018 yılında Ora AVM tamamen battı. Vatandaşın 285 milyon avro ederindeki varlığı buharlaştı. Kazanan Ora AVM ve Garanti Bankası’nın sahipleri oldu.
  • Ziraat Bankası’nın tek vukuatı Ora AVM değil. Peki bu batık kredilerin altında yatan temel sebepler ne? Denetimsizlik ve ekonominin kötüye gittiği dönemde sağlanan aşırı cömert krediler.
  • Bankanın kredi politikasına değinelim. Türkiye’de 2003 yılı sonrası AKP iktidarı döneminde tüm bankaların kredi miktarlarında büyük patlama yaşandı. 
  • Ancak Ziraat Bankası’nın kredilerdeki hızlı çıkışı sektörün epey üzerinde. Aşağıdaki görselde belirtildiği üzere 2003’ten 2017 yılına kadar olan süreçte bankanın kredilerdeki sektör payı yüzde 9,2’den 13,9’a çıkmış. Yaklaşık 6 milyar TL’den 300 milyar TL’ye yükselmiş.

  • Kredilerdeki artışın zamanlaması ise daha manidar. Banka kârlılıklarının daha yüksek olduğu 2013-2012 dönemi yerine, asıl artış 2013-2017 arasında olmuş. Son yıllarda sektördeki diğer bankalar kredi artış hızlarını yavaşlatıp hafifçe frene basarken Ziraat Bankası artırmış.

  • Bunun sonucu ise özel bankalardan kredi alamayan veya bu bankalardaki borçlarını ödeyemeyen birçok büyük şirketin Ziraat Bankası’nın kapısını çalıp istedikleri krediyi almaları olmuş. Örnek: Demirören Grubu.
  • Geçtiğimiz günlerde Doğan Medya için Demirören Grubu’na verilen kredilerle Ziraat Bankası gündeme gelmişti. Doğan Medya satışı henüz kesinleşmeden Ziraat Bankası’nın kreditör olacağını dair öngörümüzü aşağıdaki bilgiselde belirtmiştik.
  • Peki bu iddianın temeli neydi? Çünkü Demirören Grubu 2016 yılında Total akaryakıt dağıtım şirketini satın aldığında özel bankalardan kredi bulamamıştı. Yardıma Ziraat Bankası koşmuş ve şirket devri 7 ay gecikmeli zar zor gerçekleşebilmişti.
  • Öyleyse neden hep Ziraat? Bunun arkasındaki neden ise denetimsizlik. 2007 yılında Sabah-ATV’nin hükumete yakın Çalık Grubu’nca satın alınmasında 750 milyon dolarlık aşırı cazip krediyi diğer kamu sermayeli bankalar olan Halkbank ve Vakıfbank sağlamıştı.
  • Halkbank’ın halka arzı (2007 ve 2013) gerçekleşti. Halkbank’ın yüzde 48,3’ü, Vakıfbank’ın ise yüzde 25,21’i halka açık. Halka açık kısımların yarısından fazlası yabancı yatırımcılara ait. Hükumet özel sektörün dış borçluluğundan ötürü (aşağıdaki görsel) küresel sermayeye muhtaç.

  • Ziraat Bankası ise halka arz edilmiş değil, yüzde 100 kamu kontrolü altında. Dolayısıyla yerli veya yabancı yatırımcılara karşı Hazine’nin herhangi bir sorumluluğu yok. Hazine’nin tek sorumluluğu bankanın gerçek sahibi olan vatandaşa ve onu temsil eden TBMM’ye karşıydı.
  • 2017 yılında OHAL KHK’sı ile Türkiye Varlık Fonu AŞ’ye (TVF) devredildi. TVF kuruluş KHK’sı neticesinde 3 aşamalı farklı bir denetime sahip olmasına rağmen bugüne kadar bu denetimler gerçekleşmedi.
  • TBMM adına kamu varlıklarını denetleyen Sayıştay ise Ziraat Bankası’nı denetleme yetkisine hala sahip; fakat denetleme raporları TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulduğunda 4-5 sayfaya kısaltılarak detaylı TBMM denetiminin önüne geçiliyor.
  • Ziraat Bankası’nın son dönemde ismini duyurduğu şüpheli krediler yalnızca bunlar değil. Daha önce Pamukbank’ı batıran Mehmet Emin Karamehmet’in sahibi olduğu Çukurova Holding de Ziraat Bankası’ndan Turkcell’deki kontrolünü devam ettirebilmek için cömert bir kredi almıştı.
  • 3 yılı ödemesiz bu kredinin henüz ilk taksitinde dahi ödemenin tamamlanamadığı görüldü.
  • Sağlanan kredi vasıtasıyla Turkcell bir nevi hükumet etkisi altına girdi. Çocuklara istismar ile ismini duyuran Ensar Vakfı gibi kurumlar desteklenmeye başladı.
  • Üstte belirttiğimiz Demirören, Karamehmet kredilerine ek olarak Türk Telekom’u satın alan Oger Grubu’nun ödeyemediği Otaş kredisi de (Ziraat’in payı küçük) sırada bekliyor. Yakın zamanda borç yapılandırmasına başvuran Ülker Grubu ve Doğuş Holding’i de unutmayalım.
  • Banka üst yönetimine de değinelim. Banka yönetim kurulu başkanı Muharrem Karslı 72 yaşında bu göreve atandı ve 8 yıldır aralıksız devam ediyor. Özel sektör bankacılığında 60 yaşın üzerinde neredeyse hiçbir yönetici bulunmadığını hatırlatalım. Karslı ayrıca AKP eski İstanbul milletvekili.
  • Yönetim kurulu üyesi Mustafa Çetin ise 2007-11 yılları arasında AKP Uşak milletvekilliği yapmış. Teknik bilginin yoğun olduğu bankacılık sektöründe Çetin’in hiçbir bankacılık iş deneyimi bulunmuyor.
  • Denetim kurulu üyesi Davut Karataş’ın ise asıl görevi: “Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürü”. Karataş 10 milyar dolar ederindeki bankanın denetim kurulu üyeliğini “ek iş” olarak yapıyor.
  • Banka genel müdürü Hüseyin Aydın ise transferlerin sık olduğu bankacılık sektöründe hiçbir özel bankada bugüne kadar çalışmamış. Yalnızca iflas eden Pamukbank’ın Halkbank’a devri sürecinde bu bankanın yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuş.
  • Son olarak Ziraat Bankası’nın “başak” şeklinde TCZB kısaltmalı hem estetik hem de anlamlı bir logoya sahip olduğunu belirtmek istiyorum. Bankanın ticari ismindeki “T.C.” ibaresi “uzun olup hatırlanmayı zorlaştırdığı” gerekçesiyle 2014 yılında kaldırıldı.
  • Kamunun; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, çocuk bakım ve yaşlı bakım gibi sosyal devletin temel vazifelerini aşan alanlardaki yönetim kabiliyeti ve bağımsız denetimi çok mühim. T.C. Ziraat Bankası’nın bu kabiliyet ve bağımsızlıkla yönetilip denetlendiği ise maalesef şüpheli.