Türkiye, ABD Merkez Bankası’ndaki Altınlarını Geri Getirdi

Türkiye Merkez Bankası, ABD'den 220 tonluk altın ülkeye geri getirmeye karar verdi. Ülkenin en büyük ticari bankaları da, takip etti. Mises Enstitüsü temsilcisi ve İsviçre Değerli Metal Danışmanlığı’nda danışman olan Claudio Grass, bu hareketin neden finansal çok kutupluluğa yaklaşan dönüşün bir işareti olduğunu açıkladı.
2018-04-24

 

Sputnik International'den RedHaber için çeviRen Furkan Üstünbaş

Sputnik:  Sizce Ankara'nın altın rezervlerini ABD Federal Rezerv Sistemi'nden çıkarmaya başlamasına ne neden oldu ?

Claudio Grass: Bence bunun birkaç sebebi var, ama en temel mesele Erdoğan'ın eski silah arkadaşı Fethullah Gülen'in ABD hükümetinin koruması altında Pensylvania'da yaşıyor olması. Erdoğan, Gülen’in derin devlet ile birlikte, iktidarını yıkmak için çalıştığını, -hatta bizzat derin devletin kendisi olduğunu-  dolayısıyla, Gülen'in bir buçuk yıl önce gerçekleşen darbe girişiminin arkasında durduğunu iddia ediyor. Bu yüzden Erdoğan'ın Gülen'e ve artık ABD’lilere  de güvenmediğini düşünüyorum… Öte yandan Türkiye’de  sıkıntılı durumda  ve uzun bir süredir Türk lirası baskıyla karşı karşıya…

Bir diğer yandan, Erdoğan ve Müslüman Kardeşler'in bir tür “Osmanlı İmparatorluğu 2.0”’ı geri getirmek için hırsları var. Ayrıca, , özellikle de Müslüman dünyasında altının statüsü ve gerçek paranın tarihi durumu göz önüne alındığında, altının para demek olduğunu anlıyor gibi görünüyor. Böylece, altın rezervlerini geri getirerek, ABD'ye artık bir ortak olarak güvenmediğini gösteriyor.

Ayrıca, Türkiye hala bir NATO müttefiki olsa da,  Erdoğan kendi yoluna gitmek istiyor ve altın, uluslararası bankacılık sistemine girmesi gerekmeyen bir para biriminde finansman sağlamasının ve  ticaret yapmasının önünü açıyor.

Sputnik: Bu hareketin ABD'deki mali durum üzerindeki etkisi nedir? Sadece bir hafta önce, Çin, Petro-Yuan'ı tanıttığını ilan etti.  Aktif olarak kullanılması belki de yıllar sürecek. Fakat tüm bu olanlar  statüköyu değiştirme çabası gibi görünüyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsun?

Claudio Grass: Evet, Çinliler altınla desteklenen renminbi ile ticaret yapmaya başladılar; Aynı zamanda altın bazında BRICS ticareti planlıyorlar. Altının tekrar sistemin bir parçası haline geldiğini ve Doğu'nun, itibari parayı altına dönüştürerek risklerini çeşitlendirmeye çalıştığını düşünüyorum. Bu durum, mevcut aldatıcı itibari para sistemiyle alakalı tüm risklere karşı bir sigorta.

Sputnik: Altın satın alma eğiliminin ve ABD'den  altın çekme eğiliminin nedeni nedir ? Başkan Trump'ın iktidara gelmesinden sonraki mevcut  jeopolitik ortamla bir şekilde bir ilgisi var mı?

İkinci Dünya Savaşı'nın bitişinden beri temel olarak Amerikan imparatorluğunun altında yaşadık; son 60 yıl boyunca, ABD  devasa miktarda borç yığdı. Dünyanın rezerv para birimi her zaman ABD dolarıydı; Bugün bile, merkez bankalarının tüm rezervlerinin yaklaşık yüzde altmışı ABD doları olarak tutuluyor. Aynı zamanda, uluslararası ticaret söz konusu olduğunda da, ABD doları baskın para birimidir.

Fakat altın satın alınması ve ABD'den altın çekilmesi  tam bir ayrışma belirtisidir. Bunlar, tek kutuplu bir dünyadan tekrar çok kutuplu bir dünyaya gideceğimizin işaretleri..

Uzun vadeli borç döngüsünün sonundayız. Her şey döngü halinde çalışır. Temel olarak Nixon altın standartından çıktığı günden beri, havadan para basmış, neredeyse 50 yıldır hiçbir şey yaratmamıştık. O zamandan beri ABD Doları baskın para oldu. Ama her şey sona eriyor. Borç kriziyle daha fazla borç biriktirerek savaşamayız ve bence son on yılda gördüğümüz tüm para birimi savaşları, dünyanın değiştiğine işaret ediyor ve bildiğimiz dünya temel olarak parçalanıyor.

Sputnik: Bu eğilimin ekonomik sonuçları, Amerikan imparatorluğunun sona ermesini hızlandıracak mı, yoksa Çin'in (ABD’yi)  yakalayıp devralmasından önce, bazı insanların söylediği gibi 15-20 yıl sürecek mi?

Claudio Grass: Tarihe bakarsak, tüm imparatorlukların belli bir süre sonra çöktüğünü görürüz. Aynı zamanda, son birkaç bin yıl içindeki tüm bu imparatorlukların ortak noktası, paralarının değerini düşürdüklerinde, paralarını tamamen kaybedip çökmüş olmalarıydı… Bence bugün gördüğümüz de bu. 2008 yılında kabaca 140 trilyon dolar kadar kredi aldık; bugünse 230 trilyon dolar seviyesinde seyrediyoruz. Yani son on yıldır şeyin tarihte eşi görülmemiş. Bir gün borcunu geri ödemek zorunda kalacağız ve bence o gün yaklaşıyor.