Haziran direnişinde gözünü kaybeden Sarıkaya'nın epikriz raporu 'kayboldu'

Gezi direnişinde polisin attığı gaz fişeğiyle sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın görme kaybına ilişkin tıbbi raporları hastaneyle mahkeme arasında postada kaybedildi.
2018-05-11

Gezi direnişinde polisin attığı biber gazı fişeğiyle sağ gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın İçişleri Bakanlığı İstanbul Valiliğine açtığı tazminat davasında mahkemenin İstanbul Tıp Fakültesi’nden istediği epikriz raporu postada yok oldu. İstanbul 9. İdare Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu’ndan Erdal Sarıkaya’nın görme kaybına ilişkin rapor istedi. Adli Tıp Kurumu dosyada eksiklikler olduğunu belirterek dosyayı mahkemeye geri gönderdi. Mahkeme 12 Şubat tarihinde verdiği ara kararla, Sarıkaya’nın tedavi gördüğü Beyoğlu Göz Hastanesi ve Çapa Tıp Fakültesi’ndeki epikriz raporlarını talep etti. Mahkemenin yazısı üzerine Beyoğlu Göz Hastanesi’nden epikriz raporu geldi ancak Çapa Tıp Fakültesi’nin raporu mahkemeye ulaşmadı.

Mahkeme 26 Mart tarihinde Çapa Tıp Fakültesi’nden raporların gönderilmesini yeniden istedi ve gönderilmemesi halinde ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulacağını bildirdi. Bu yazıya cevaben İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Ufuk Emekli, 6 Mart’ta göndermiş oldukları cevabi yazının mahkemece teslim alındığına dair iadeli taahhüt kartı örneğini sundu.

Çapa Tıp Fakültesi’nin gönderdiğini belirttiği belgeler mahkeme dosyasında olmadığı gibi belgeleri teslim alan Hazal Ünal isimli memurun da mahkeme bünyesinde çalışmadığı ortaya çıktı.

Durumun anlaşılması üzerine mahkeme 7 Mayıs’ta Çapa Tıp Fakültesine bir üst yazı yazarak, belgelerin akıbetinin ilgili PTT birimi nezdinde araştırılmasını hastanenin takdirine bırakarak, istenilen belgelerin 10 gün içerisinde tekrar gönderilmesini talep etti.

EVRAĞI KİM ALDI?

soL’a konuşan Erdal Sarıkaya, bu durumun Gezi direnişinden 4,5 yıl sonra Adli Tıp Kurumuna intikal eden davanın ilerlemesine engel olunmak istediği anlamına geldiğini söyledi. Çapa Tıp Fakültesi’nin gönderdiği evrakla ilgili olarak “Ben merak ediyorum. Bu evrağı kim aldı? Adliyede çalışmayan birine mi teslim edildi?” diye sordu.

DAVALARIN ERDOĞAN’A UZANMASINDAN KORKUYORLAR

“Gezi’nin 5'inci yılına giriyoruz ve bir arpa boyu yol almış değiliz” diyen Sarıkaya, “Erdoğan’ın diktatörlük, tek adam anlayışı devletin bütün kurumlarına sinmiş durumda. Gezi’den dolayı Erdoğan’daki kuyruk acısı, kin ve nefreti şu an her yere hakim. Yargı delil istiyor, evrak istiyor, kurum göndermiyor. Gönderiyor, kim alıyor belli değil” diye konuştu.

Tüm kurumlarda insanların korku içinde olduğunu dile getiren Sarıkaya, “Bu korkuyu şuna bağlıyorum. Biliyorsunuz o zaman Erdoğan 'emri veren benim' dedi. Bu sözden azmettirici olduğu çıkıyor. Bu süreç çözüldüğü takdirde dönemin valisi, emniyet müdürü, içişleri bakanı ve dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan mahkeme karşısında hesap vermek zorunda kalacak. Onun için bunlar da bir şekilde örtbas etmeye çalışıyorlar” dedi.

Gezi dosyalarında tüm kurumların Erdoğan’ı korumaya yönelik bir savunma mekanizmasıyla hareket ettiklerini söyleyen Erdal Sarıkaya, aynı süreci Çağlayan’daki soruşturmada da yaşadığını aktardı. Sarıkaya, savcılığın önce “kovuşturmaya gerek yoktur” kararı verdiğini, bu kararı Sarıkaya’nın MEMBİS’te olmayan eski adresine gönderdiğini, daha sonra bu karara zamanında itiraz etmediği gerekçesiyle itirazının geçersiz olduğunu belirttiğini ve dosyanın “faili meçhul”e düşürülerek kapatıldığını aktardı. Sarıkaya, Anayasa Mahkemesine başvurduktan 8 gün sonra hiçbir gerekçe gösterilmeden dosyanın faili meçhul bürosundan alınarak yeniden soruşturma savcılığına intikal ettirildiğini hatırlattı.