Melih Pekdemir: Zoraki ve çelişkili muhalif ittifaka koşulsuz Evet değil, Saray'ın zoraki ve çelişkili ittifakına kesin ve mutlak HAYIR

BirGün Gazetesi yazarı Melih Pekdemir bugün köşesinde yazdığı yazıda "Zoraki ve çelişkili muhalif ittifaka koşulsuz Evet değil, Saray'ın zoraki ve çelişkili ittifakına kesin ve mutlak HAYIR" dedi.
2018-05-14

BirGün Gazetesi yazarı Melih Pekdemir bugün köşesinde yazdığı yazıda, "Zoraki ve çelişkili muhalif ittifaka koşulsuz Evet değil, Saray'ın zoraki ve çelişkili ittifakına kesin ve mutlak HAYIR! Ve bunu derken, ikinci turda hâkim ittifaka kaybettirecek en büyük faktörün, birinci turda muhalefetin fazla milletvekili çıkarması olduğunu da unutmamak!" dedi.

Pekdemir'in yazısının ilgili bölümü şu şekilde:

Zemini Saray olan Cumhur İttifakı zoraki ve çelişkili bir ittifaktır!

‘Yeni Türkiye’ deyip eskitilen Cumhuriyet de sömürücü hâkim sınıflar ile sömürülen emekçi sınıflar ikiliği üzerinde ve başlangıçta hâkim sınıflar ittifakının hiçbir kesiminin diğerleri üzerinde hegemonyasının olmadığı bir ‘güçsüzler dengesi’ ortamında kurulmuştu ve bu zoraki ve çelişkili bir ittifaktı. Böylece oligarşi’nin (müesses nizamın, kurulu düzenin) Türkiye’ye özgü modelini tarif ederken kullandığımız ‘çelişkili ve zoraki hâkim sınıf ittifakı’nın pratiğinde, tarihin farklı dönemlerinde kurulan sehemler (mafyatik ve sınıfsal suç ortaklıkları) kısa süre önce Cemaat ile şimdi de MHP ile zoraki ve çelişkili ittifak şeklinde devam ediyor.

Devrimci Yol günlerinde, şu ya da bu gerekçeyle (“aman bu biraz demokrasi yanlısıymış canım” gibi) hâkim sınıf kesimlerinden birinin kuyruğuna takılmamış olmamızda, bağımsız bir devrimci hat izleyebilmemizde zoraki ve çelişkili ittifak kavramsallaştırmasının epey faydalı olduğunu biliyorum.

Muhalefetin ‘Millet İttifakı’ da çelişkili ve zoraki bir ittifaktır! Yani şimdiki çelişkili ve zoraki hâkim ittifak karşısında bir de çelişkili ve zoraki muhalefet ittifakı var. Bu tespiti ciddiye almamız sayesinde “aman İYİ parti, Saadet Partisi demokrasi yanlısıymış canım” gibi şaptan şeker olmayacak kesimlerden birini alkışlamayacağımızı, bağımsız devrimci hattımızdan sapmayacağımızı ve sadece hâkim ittifaka karşı çıktığımızı söylemek mümkün. Nitekim Alper Taş da yeri geldiğince vurguluyor: “Kimse kimsenin rakibi olmayacak, kimse kimsenin ayağına çelme takmayacak. Herkes bulunduğu yerden AKP-MHP blokunun yenilmesine odaklanıp bir çalışma yapacak.”

Zoraki ve çelişkili muhalif ittifaka koşulsuz Evet değil, Saray’ın zoraki ve çelişkili ittifakına kesin ve mutlak Hayır! Ve bunu derken, ikinci turda hâkim ittifaka kaybettirecek en büyük faktörün, birinci turda muhalefetin fazla milletvekili çıkarması olduğunu da unutmamak! Baksanıza şimdiden Meclis’te çoğunluğu muhalefet alsa bile Reis kazandığında işi pişkinliğe vuracaklarmış; Reis’in atayacağı bir Bakanlar Kurulu, Meclis çoğunluğu hangi partide olursa olsun KHK çıkarabilecekmiş. Aslında milletvekili seçimini kaybedeceklerinin de bir itirafı!

Efendim, memleketin çoğunluğu dinci veya milliyetçi deyip zoraki ve çelişkili muhalif ittifakın bileşimine mahkûm değiliz. Bu ülkenin büyük çoğunluğu, din-milliyet kimliği ötesinde sınıfsal olarak ezilendir, emekçidir ve bizim adresimiz her partiden bu ezilenlerdir. Özellikle ekonomik krizin bağıra çağıra geldiği, doların alıp başını gittiği günlerde…

Bu arada HDP’nin dışlanması elbette kabul edilemez. Ama HDP’ye de (kendi iradesi dışında!) sosyalist bir misyon yüklemek de zorlama değil mi? HDP, Ortadoğu’da Kürt birliği siyaseti güttüğünü çeşitli kereler açıkladı. Onun zoraki ve çelişkili hâkim ittifak karşısında olması ve öyle kalması bir kazanç sayılmalı. Çünkü seçimde birinci turu ekonomik koşullar, yoksulluk, kadınlar ve gençler; ikinci turu ise Kürtlerin tercihi de belirleyecek görünüyor.

Demokrasinin d’sinin olmadığı koşullarda ‘demokratik’ bir seçim olmaz. Ne olur? Demokrasi için seçim olur. Fiili demokrasi dayatılır, fiili demokrasi koşulları savunulur, mesela ‘seçim güvenliği’ için fiili mücadele bile bu yönde bir adımdır. Seçim sonucuyla gerçek demokrasi gelmeyecek olsa bile bu ilk adımlarla fiili demokrasi yönünde ilerlenecek, güç biriktirilecektir.

Peki, fiili demokrasi nedir? Saray rejimini tamam’ına erdirmek için sonucu ne olursa olsun asıl seçimden sonra ve asıl bizlerin D E V A M etmek zorunda olmasıdır.

Yazının tamamı