Şu Meşhur Kafa Karışıklığı Üzerine - Emir Yıldız

2018-05-29

Seçimlerin toz dumanı arasında kafa karışıkları üzerine yazmaya devam edelim.  Solun etkili bir güce dönüşmesinin önündeki engellerden birisi ideolojik karmaşanın yarattığı güç kaybıdır. İçinden geçtiğimiz dönemde bu daha da önemli bir hale geliyor. O yüzden devam eden kafa karışıklıklarına ilişkin bir kaç not daha düşme ihtiyacı var.

*

Hatırlarsanız daha önce, Evrensel gazetesinde İhsah Çaralan, ÖDP’nin kafasının karışık olduğu iddiasıyla bir yazı yazmış, bu yazıda ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş’ın CHP listesinden aday olması halinde şaşırılması gerektiğinin altını çizmişti. Tabi, günler geçti, listeler yayınlandı ! Çaralan, bu iddiasına ilişkin dönüp tek kelime bir şey söyleme zahmetinde bulunmadı!

Bunlar üzerinde durmaya çok gerek yok ancak asıl EMEP çevresinin yaşadığı kafa karışıklığının geldiği nokta hakkında bir kaç şey söylemek gerekir. EMEP’in solun ortak adayı konusuna ilişkin olumsuz bir yaklaşım içine girerek, ‘demokrasi bloğunun ortak adaylığı’ üzerine bir fikir savunduğu biliniyor. Demokrasi bloğu olarak tanımlanan kesimler ise AKP’nin dışında kalan, liberallerden İslamcılara uzanan (CHP ve HDP’yi de birleştirecek) bir hat olarak ifade ediliyordu. Burada savunulan temel tez,  tek adam rejimi karşısında (öteki çelişkileri bir yana bırakarak) demokrasi ekseninde en geniş bloğu oluşturmaktı. Solun bağımsız aday fikrine de bu nedenle karşı çıkılıyordu! (Bir ucu Gül'lere uzanacak siyasetin arka planında böyle bir fikir vardı! )

EMEP sonunda bu eksende ortak bir aday olmadığı için HDP ve Demirtaş’ı destekleme kararı aldı. Böyle bir karar aldıkları için de eleştirecek değiliz. Ancak, bu kararın gerekçesi olarak söyledikleri hakkında konuşmaya ihtiyaç var.

EMEP, AKP-MHP faşist bloğu ve Millet İttifakını şöyle tanımlıyor : “24 Haziran seçimleri öncesi vaat yarışına giren her iki sermaye bloğu da emperyalizmin ve tekellerin egemenliğine karşı en küçük bir itirazda dahi bulunmamakta; tersine bu düzenin istikrar içinde sürdürülmesini en iyi kendilerinin sağlayacağını savunmaktadır.”

Bu açıklamada EMEP çevresi,  bu eşitleme ile aslında (aynı açıklamanın belirli kısımlarında da doğru biçimde saptanan) 24 Haziran’ın ana karakterini görünmez kılıyor. Bugün, mücadelenin (ve doğal olarak 24 Haziran seçimlerinin) belirleyici noktası tek adam rejiminin yenilmesidir.  Mesele iki farklı sermaye fraksiyonunun güç mücadelesinden ibaret değerlendirilmesi (doğru gibi görünmekle birlikte) başat olanla tali olanı ayırmayan büyük bir yanlışlık olur. Böyle bir bakış açısının  EMEP için HDP’nin olmadığı koşullarda (kendilerinin de son derece haklı biçimde Erdoğan’a güç taşır, dedikleri) boykot tavrına sürekler ! 

AKP-MHP ittifakına karşı demokrasi bloğu tartışmasından sermaye blokları ikiliğine uzanan ve her ikisi de yanlış tezler arasında kafaların kısmen karışması doğal karşılanabilir. Önce, Gül'lere dahi uzanabilecek bir demokrasi bloğu çılgınlığı ile her tür çelişkiyi de bir kenara bırakmaya dayanan bir siyaset bir kaç hafta sonra sermaye fraksiyonları üzerinden yapılan bir eşitleme üzerinden siyaset ! Bu kadar kafa karışıklığı bizi aşar bunu çözmeyi Çaralan'a bırakalım ! Ama biz yine üzerimize düşeni yapıp daha fazlasına aman dikkat diyelim !

*

Her şeye rağmen bu tür tartışmaları solun ideolojik karmaşasının aşılması için önemli buluyoruz.  Ancak, HDP listelerinden aday olup, ‘devrimin önünü açacağız’ türünden akıl tutulmaları karşısında bizim de dilimiz, nutkumuz tutuluyor ! Aklımıza bir tek o meşhur ‘Atma Ziya’ repliği geliyor !