16 Nisan'da mühürsüz zarfların geçerli sayılmasına ret oyu veren AYM üyelerinin gerekçesi açıklandı

Anayasa Mahkemesi, mühürsüz oyların 24 Haziran seçimlerinde geçerli sayılacak olmasına yapılan itirazı reddetmişti. AYM'nin bu kararına iki üyenin muhalefet ettiği ve düzenlemenin iptalini istediği ortaya çıktı. İptal talebinin gerekçesinde, 'Serbest seçimlerin üzerine gölge düşürülmesine neden olmaktadır' denildi.
2018-06-06

Anayasa Mahkemesi (AYM), AKP'nin seçim düzenlemelerinin iptaline ilişkin başvuruyu reddetmişti. Mühürüz oylar, sandık taşıma gibi konularda yapılan itirazların reddedilmesi kararına AYM'nin iki üyesinin karşı çıktığı ortaya çıkarken, itirazın gerekçeleri de yayımlandı. Sözcü'de yer alan habere göre, AYM'nin ret kararına muhalefet eden üyelerin gerekçesi şöyle:

 

Arkası sandık kurulunca mühürlenmemiş oy pusulalarının geçerli sayılmasının, sandık kurullarının ihmali nedeniyle seçmenin oyunun geçersiz sayılarak zayi olmaması gibi, meşru ve önemli bir nedene dayandığı anlaşılmaktadır. Ancak, mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması, çoğu kez hile iddialarına yol açmakta, serbest seçimlerin üzerine gölge düşürülmesine neden olmaktadır. Bilindiği gibi bu konuda en çok dile getirilen iddia, önceden fazla basılan oy pusulalarından bir şekilde elde edilen veya aslına benzer biçimde sahte olarak basılan, dolayısıyla arkasında sandık kurulunun mührü bulunmayan oy pusulalarına tercih mührü önceden basılarak sandığa gitmeden önce seçmene verilip, bu pusulayı sandığa atması, sandık kurulu başkanının kendisine vereceği arkası mühürlü oy pusulasını da geri getirmesi halinde maddi veya diğer bir çıkar vaad edilmesi iddiasıdır. Bu nedenle, mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması konusunda, bir yandan seçmenin iradesinin olabildiğince korunması, diğer yandan da seçimlere gölge düşürülmemesi gibi iki üstün yarar arasında adil ve makul bir denge kurulmalıdır.

 

Seçmenin kullandığı oyun, başkalarının —bu durumda sandık kurulunun- kusuru nedeniyle zayi olmasının önlenmesi hiç şüphesiz meşru bir amaçtır. Öte yandan, seçmenin de oy kullanma hakkını kullanması için bazı kanuni yükümlülüklere uyması ve kendi üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekir. Bu kapsamda, oyunu YSK tarafından belirlenmiş ve ilan edilmiş olan oy verme saatleri içinde kullanacak şekilde sandık başına gelmek, beraberinde resmi kimlik belgesini bulundurmak, yasaklanmış işaret veya amblemleri taşımamak gibi belli başlı yükümlülüklere uymayan seçmenin oy kullanamaması halinde, oyunun zayi olacağından söz edilemez.

 

Aynı şekilde, sandık kurulu başkanı tarafından kendisine verilecek oy pusulasının arkasının mühürlü olup olmadığını çok basit bir tetkikle kontrol etmek, mühür yoksa sandık kurulu başkanından, oy pusulasının arkasının mühürlenerek kendisine verilmesini istemek, her seçmen tarafından kolayca yerine getirilebilecek bir özen yükümlülüğüdür. Bu hususun siyasi partilerce ve Yüksek Seçim Kurulunca da seçmenlere anlatılması ve geniş bir biçimde duyurulması halinde seçmenlerin de bu özen yükümlülüğünü hassasiyetle yerine getirecekleri açıktır. Vatandaşın bu tür basit bir özeni göstermesi, iptali istenen hükümdeki sandık kurullarının ihmali… gibi bir durumu, hemen hemen tümüyle ortadan kaldırmaya yeterlidir. Buna karşılık mühürsüz oy pusulası kullanılarak seçimlere fesat karıştırdığı iddialarının kesin olarak önüne geçilmesi bakımından, oy pusulalarının arkasının sandık kurulunun mührünü taşıması önemlidir. Kaldı ki, sandık kurullarının ağır bir kusuru veya ihmaliyle sandık kurulu mührünün kaybolması, kırılması, yedeğinin veya yenisinin temin edilememesi gibi özel durumlarda keyfiyet tutanakla tespit edilmek ve Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmek suretiyle belli sandıklarda, istisnai olarak, arkası mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasına her zaman karar verilebilir. Ancak yapılan düzenlemelerde, bu şekilde geçerli sayılmanın hangi somut durumlarda uygulanacağına ilişkin ölçütler de yer almamıştır. Böylece, bir yandan kanunlarda oy pusulalarının mühürlü olması gerektiği şeklindeki esas ilke varlığını sürdürürken, diğer yandan mühürsüz de olabileceği şeklinde, çelişkili bir düzenleme seçim hukukumuza getirilmiş olmaktadır.
Sonuç olarak kuralla, her seçmenin oyunun mümkün olduğunca geçerli sayılması ile seçimlerin dürüstlüğüne gölge düşürülmemesi şeklindeki iki önemli ihtiyaç arasında belirli ve öngörülebilir düzenlemelerle kurulması gereken adil ve makul denge, sağlanamamıştır. Bu nedenle, Anayasa’nın 67. maddesindeki ilkelerle uyumlu olmayan kuralın iptali gerekir.