Seçim ve Dip Dalgası- I : Halktaki değişim isteği coşkulu şekilde kendini gösterdi

"Halktaki belli bir siyasi kalıba, somut bir hedefe kilitlenmiş olmasa da yükselen, değişik biçimlerde kendini gösteren değişim isteği medyada “dip dalgası” ya da “dipten gelen dalga” olarak adlandırıldı. Yerindedir. Dahası son haftada bu dip dalgası artık açığa çıkmış, kendini göstermiş bulunuyor. Bunun belirtileri ise Millet İttifakı’nın mitinglerinin yığınsal ve coşkulu geçmesi, korku duvarının yıkıldığını gösteren eylemler, dilde ve söylemde cesaretin yeniden egemen olmasıdır."
2018-06-22

 

60 gündür süren seçim sürecini toplumsal ve siyasal hayattaki yansımaları açısından değerlendiren Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Güray Öz," halktaki değişim talebinin kendini coşkulu bir şekilde gösterdiğini" söyledi.

 Güray Öz 

Artık gün sayılmıyor, saatler sayılıyor. Herkes gibi biz de seçimler öncesi son değerlendirmelerimizi yapıyoruz. Bu seçimleri öncekilerden farklı kılan nedir? Birinci neden sistem kavgası değil ama sistemin vidalarını iyice sıkacak, resmileşmiş, “yasallaşmış” sürekli bir OHAL durumunun kapıya dayanmış olmasıdır. Farklılığın ikinci nedeni seçime katılsın katılmasın parti ve hareketlerin siyaset sahnesindeki duruşlarını yönetenin, durumun farkına belki de onlardan önce varan halkın tutumudur.

         Birincisi, sistemin vidalarını sıkma gayreti, siyaseti belli kalıplara zorladı. Durumunu tehlikede gören iktidar partisi cılız bir ittifakla, yaklaştığı artık bilinen ekonomik krizden önce iktidarı mutlaklaştırmak istedi. Ne var ki toplumsal taban bakımından iç içe geçtiği gözlenen sosyal demokrat, merkez ve merkez sağdaki partilerin kurduğu ittifak daha güçlü çıktı. Blok dışında kalmış HDP’nin barajı geçmesi halinde Meclis’te şimdiki muhalefet iktidar olacak en azından sözü daha çok geçecektir. Deyim yerindeyse iktidar bloku ava giderken avlanmış görünüyor. Bu durumun arkasındaki güç ise halktaki değişim isteğinin coşkulu bir şekilde kendini göstermesidir.

         Halktaki belli bir siyasi kalıba, somut bir hedefe kilitlenmiş olmasa da yükselen, değişik biçimlerde kendini gösteren değişim isteği medyada “dip dalgası” ya da “dipten gelen dalga” olarak adlandırıldı. Yerindedir. Dahası son haftada bu dip dalgası artık açığa çıkmış, kendini göstermiş bulunuyor. Bunun belirtileri ise Millet İttifakı’nın mitinglerinin yığınsal ve coşkulu geçmesi, korku duvarının yıkıldığını gösteren eylemler, dilde ve söylemde cesaretin yeniden egemen olmasıdır.

         Tablo böyledir, ama bu seçimlerin dip dalgasının istekleri doğrultusunda sonuçlanacağı anlamına gelmiyor. İktidar blokunun seçimleri zor da olsa her yöntemi deneyerek manipüle etme çabası sürüyor. Seçimlerin yitirilmesi halinde neler olabileceğine dair tehditler de farklı düzeylerde gündemde tutuluyor. İktidar bloku seçimleri yitirirse akla gelmedik yöntemlerle yönetimde kalmayı sürdürebilir mi? Bu, artık kendini açıkça göstermiş bulunan dip dalgasının elde ettiği sonuçları koruma becerisi göstermesine, siyasi partileri bu anlamda yönlendirebilmesine bağlıdır.

         Korkarız muhalif siyasi partiler ortadan kalkmış iktidar bloku tarafından yok edilmiş meşruiyet çerçevesine sanki varmış gibi kendilerini sığdırmak isteyebilirler. En azından alacaklarını umdukları küçük tavizlerle yetinmeyi bir başarı gibi göstermeye çalışabilirler. Ama belki de halktaki değişim isteğinin gücünü görüp direnmeyi seçeceklerdir.

         Yineleyelim, bu seçimlerde sistem kavgası yapılmıyor, tam tersine sistemi tahkim edecek otoriter yönetim rejimine karşı yine sistem çerçevesinde “demokratikleşmeyi” savunan güçlerin çatışması söz konusudur. Halk sınıfları açısından bu gelişme halk sınıflarının önündeki güçlü bir engelin kaldırılması ve sistem tartışmasına güçlü bir giriş anlamı taşır. Eğer seçimler iktidar blokunun yenilgisiyle sonuçlanırsa kaldığımız yerden değil, geldiğimiz yerden devam edilecektir. Aradaki fark büyüktür.