R-Analiz I NATO Zirvesine Giderken Tartışmalar - Mertcan Keleş

2018-07-04

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) 2018 Zirvesi 11-12 Temmuz tarihlerinde Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenecek. Zirveye giderken, Orta Doğu, Rusya, 'Trump'ın müttefiklerine gönderdiği zirve öncesi mektubu' ve başka birçok konu zirvenin gündeminde olacağa benziyor. Peki NATO zirvesine giderken neler yaşanıyor ve sonrasında neler yaşanabilir?


Geçtiğimiz günlerde Washington Post'ta yayınlanan bir makalede, Trump'ın Macron'a "Neden AB'den çıkmıyorsunuz?" sorusundan dolayımlı olarak yola çıkarak "Önce Amerika" fikriyle 1940'tan beri lideri olduğu Transatlantik ilişkilerine de karşı çıkması bağlamında yakın bir zamanda ABD'nin NATO ve Dünya Ticaret Örgütü'nden ayrılabileceğini söylüyor. Ancak bu kısa vadede çok da tutarlı bir analiz gibi görünmüyor. Bunun en önemli göstergelerinden birisi de Trump'ın, NATO zirvesinin hemen öncesinde müttefik ülkelere birer mektup göndermesi ve savunma harcamalarını artırmalarını istediği bildirmesidir. Trump yürüttüğü seçim kampanyası sırasınca NATO'nun politikaları eleştirse de  "ABD'nin müttefiklerine gösterdiği sabrın tükenmekte olduğunu ve söz konusu ülkelerin NATO ile kararlaştırılan mali yükümlülükleri yerine getirmemesine Amerikan vatandaşlarının daha fazla tahammül gösteremeyeceğini" dile getirmişti. Trump, NATO'yu kendi istediğince dizayn etmeyi halen daha kendine görev bilmektedir. New York Times'ın haberine göre Trump'ın mektubunda "Amerikan askerleri hayatlarını kaybederken ve ağır yaralı olarak ülkelerine dönerken, bazı ülkelerin NATO'nun kolektif güvenliğine neden katkıda bulunmadıklarını Amerikalılara anlatmak giderek zorlaşıyor" sözleri de geçiyor. 

İRAN

Önümüzdeki günlerin en önemli gündem maddelerinden birisi İran olacak görünüyor. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen G-7 toplantısında İran ile nükleer antlaşmadan çekilmesi bağlamında tepkileri üzerine alan ABD son günlerde İran ile yaşadığı gerginliği daha da yükseltiyor. P5+1(ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin + Almanya) ile İran arasında 2015 yılında imzalanan antlaşmadan ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesi ve bu bağlamda da yeni yaptırımlar uygulayacağını duyurması üzerine ABD ve İran ilişkileri tüm gerilimi ile sürüyor. İran Ordusu'nun geçtiğimiz günlerde Basra Körfezi'nde ABD gemilerinin kimyasal silah taşıdığı iddiasını öne sürmesi ise durumu iyiden iyiye kritik bir noktaya çekiyor. Yakın zamanda İran ve ABD ilişkilerinin daha da derinleşebileceği muhtemel ve Trump'ın İran ile işbirliğinde olan herkesi terörle ilişkilendirmesi bağlamında da bu NATO'dan bağımsız gerçekleşmeyecek gibi. Ayrıca bölgeye ilişkin Menbiç konusunda ABD ile anlaşmış olan Türkiye, zirve öncesi bir adım attı. Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Başkanı Akar, ABD Avrupa Kuvvetleri ve NATO Müttefik Kuvvetler Harekat Komutanı Orgeneral Curtis Scaparrotti ile telefonda görüştü. Görüşmenin Suriye ve Menbiç'teki yol haritası üzerine gerçekleştiği belirtildi. Bu bağlamda NATO zirvesinin gündeminde Orta Doğu da geniş bir yelpazede ele alınacak gibi duruyor. Bir başka gelişme de Hollanda'da koalisyon hükümetini oluşturan dört partiden biri olan Hristiyan Birliği'nin (CU) lideri Gert - Jan Segers'in bugün "NATO üyesi Türkiye'ye gerçekleştirilecek olası bir saldırı halinde Türkiye'ye destek vermeyelim" açıklaması NATO'nun kendini gerçekleştirdiği antlaşmanın 5. Maddesi'ne açıkça karşı gelmektedir. (Kuzey Atlantik Anlaşmasının 5. Maddesi'ne göre, herhangi bir üye ülkeye dışarıdan gelen saldırı bütün ittifaka yapılmış sayılıyor.) Hollanda'nın bu açıklamasının NATO içerisinde bir ufak kriz yaratma ihtimali çok yüksek. 

Rusya ve Çin            
Son olarak, hem Donald Trump'ın müttefiklerine yolladığı mektuplar hem de uzun bir süredir NATO'nun Rusya'ya yakın bölgelerde sürekli tatbikat ve askeri yığınak yapması bağlamında 2018 NATO zirvesinin bir önemli konu başlığının da Rusya'ya ayrılabileceği muhtemeldir. Hali hazırda 2016 NATO zirvesinden çıkan NATO'nun Doğu kanadının Rusya'ya karşı güçlendirilmesi kararı ve bu çerçevede attığı somut adımlar halen daha sürüyor. Bu yüzden de yine yoğunlukla Rusya'lı bir gündem olması bekleniyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg geçtiğimiz haftalarda NATO ile Rusya arasındaki gerginliğin aza inmesini dilemesine rağmen Rusya'nın yeni askeri kabiliyetlerinden endişe duyduğunu da belirtti. İlk olarak NATO ile Rusya arasında iyileşme adımları atılacak gibi görünse de ikinci mesaj ile Rusya'ya dair şüphelerin halen daha derin ve kalıcı olduğu görülmektedir. NATO'dan Rusya'ya ilişkin çıkacak kararların da 16 Temmuz'da Helsinki'de gerçekleşen olacak olan Trump-Putin görüşmesi öncesi fikirler vereceği çok açık. Washington Post'un iddiasına göre Trump İran’ın bölgedeki gücünüazaltılması karşılığında Suriye’nin kontrolünü Esad, Putin ve İsrail’e bırakacak ve Amerikan askerlerini de bölgeden çekecek. Bu iddianın doğru olup olmadığını NATO'nun alacağı kararlardan da okumak mümkün olacaktır.

Sonuç olarak, ABD'nin AB ve Çin ile yaşadığı gümrük vergileri krizi, Kore Yarımadası üzerinde yaşanan gelişmeler, İran ile ABD arasında yükselen gerilim, Rusya'nın pozisyonu ve Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler bağlamında bir değişim yaşanıyor. ABD'nin bu bağlamda NATO kolunu güçlendirmek istediği çok açık. NATO'nun 2018 Zirvesinden çıkacak sonuçlar esasen ABD'nin yeni dönemde askeri anlamda nasıl bir politika izleyeceğini de bizlere gösterecek. ABD'nin zayfılayan hegemonyasını sağlamlaştırmaya çalışacağı ve bu bağlamda da yakın dönemde dış politikasında yeni ve alışagelmiş adımların dışında hareket etmesi de garipsenmemelidir.