Nar Kadın Dayanışması: Çocuklarımızın yaşamları için hep birlikte SES VERELİM!

Nar Kadın Dayanışması, 8 yaşındaki Eylül ve 4 yaşındaki Leyla'nın öldürülmesinin ardından artan 'idam' taleplerine karşı, "Çocuklarımızın yaşamları için hep birlikte SES VERELİM!" diyerek bir açıklama yayınladı.
2018-07-04

Nar Kadın Dayanışması, her gün, çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz, istismar ve katliamların arttığı Türkiye'de, 8 yaşındaki Eylül ve 4 yaşındaki Leyla'nın öldürülmesinin ardından artan 'idam' taleplerine karşı, "Bu iktidar ve bu iktidarın çıkartacağı hiçbir yasa, gerçekleştireceği hiç bir uygulama çocuklarımızı koruyamaz!" diyerek bir açıklama yayınladı.

Toplumsal dönüşümün temel sorumlusu olan iktidarın, hadım gibi insan haklarına aykırı ve dini referanslı çözümler önermekte, toplumsal öfkeyi gerçek sebeplerden ve sorumlulardan uzaklaştırıp soğurmaya çalıştığını dile getiren Nar Kadın Dayanışması, açıklamanın devamında "Anayasa’nın 41/2 maddesi ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri uyarınca, devletin öncelikli görevi, çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak, koruyucu ve önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır" vurgusunu yaptı.

Çocuklar için etkili, kolay ulaşılabilir, güvenilir ve hak temelli başvuru mekanizmaları oluşturulmalı, çocuklar güçlendirilmelidir diyen Nar Kadın Dayanışması'nın açıklamasının tamamı şu şekilde:

"Çocuklarımızın hayatları çalınıyor. Yaşananlar kader değil, münferit olaylar değildir; toplumsal yaşamın gericilikle kuşatılması, kadın ve çocuk düşmanı söylem ve uygulamaların her gün karşımıza çıkması ile adım adım örülmektedir.

Ne yazık ki bu toplumsal dönüşümün temel sorumlusu olan iktidar, devletin çocukların istismara uğradığı şartları ortadan kaldırma ve koruyucu-önleyici hizmetleri kurumsallaştırma görevine uygun hareket etmek bir yana, istismarı suç ve ceza eksenine sıkıştırmakta, hadım gibi insan haklarına aykırı ve dini referanslı çözümler önermekte, toplumsal öfkeyi gerçek sebeplerden ve sorumlulardan uzaklaştırıp soğurmaya çalışmaktadır.

Anayasa’nın 41/2 maddesi ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri uyarınca, devletin öncelikli görevi, çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak, koruyucu ve önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır.

Çocuğa yönelik cinsel istismar, bireysel bir sapkınlık ya da hastalık değildir; toplumdaki erkek egemen kavrayış ve uygulamaların sebep olduğu ve meşrulaştırdığı bir şiddet suçudur. Kadın ve çocuk düşmanı söylemler ve kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılar sona ermelidir. Her yaşta ve her alanda toplumsal cinsiyet eğitimi yaygınlaştırılmalı, eğitim müfredatında zorunlu ders olarak yer almalıdır."

'Cemaat ve tarikat yurtları kapatılmalıdır'

"Yasa gereği 18 yaşın altındaki her birey çocuktur. Tüm yasalar buna göre düzenlenmelidir. 16 yaşında hakim izni ile, 17 yaşında veli onayı ile evlenmeye izin veren Medeni Kanun düzenlemesi kaldırılmalıdır.

Çocuklar için etkili, kolay ulaşılabilir, güvenilir ve hak temelli başvuru mekanizmaları oluşturulmalı, çocuklar güçlendirilmelidir.

Çocukların örgün eğitime katılım oranları yükseltilmeli, çocukların özellikle kız çocuklarının eğitim dışında kalmasına sebep olan 4+4+4 gibi uygulamalara son verilmelidir.

Bilimsel-laik ve kamusal eğitime aykırı uygulamalar son bulmalıdır. Eğitimi cemaat ve tarikatlara devreden protokoller iptal edilmelidir. Sıbyan mektepleri kapatılmalıdır.

Çocukların en temel hakkı olan barınma hizmeti kamusal hale getirilmeli ve çocukların toplu yaşadığı bu kurumlar uzman kişilerce denetlenmelidir. Cemaat ve tarikat yurtları kapatılmalıdır.

Çocuklara “ayıp-günah” tabuları altında kalmadan beden algısına dair eğitim yaş gruplarına uygun şekilde uzmanlarca verilmelidir. Toplumda da cinselliğin bir tabu olarak algılanmasının önüne geçilmelidir.

Özellikle sağlık çalışanları ve eğitimciler başta olmak üzere kamuda çocuklarla çalışan tüm bireylere cinsel istismarı önleme ve tanıma sorumluluğu üzerine eğitimler gerçekleştirilmelidir. İstismarı gerekli kurumlara bildirme yükümlülüğünün tüm toplumca benimsenmesi sağlanmalıdır."

'Çocuklarımızı Ensar’ı yaratanların düzeninden biz koruyacağız!'

"Cinsel istismarın hiçbir gerekçe ile cezasız kalmaması sağlanmalı, etkili yargılama yapılmalıdır. Mevcut yasalar ve uluslarası sözleşmeler işletilmeli ve bu süreçlerin şeffaflık kazanması sağlanmalıdır. İstimar suçunda, gerekli önlemleri almayanlar, istismarı gizleyenler, istismara zemin açanlar, istismarcıyı koruyanlar, çocuğu güçsüzleştirenler de faildir. Tüm faillerle ilgili yaptırımlar gerçekleştirilmeli, adalet sağlanmalıdır.

Fakat tüm bunların yerine “hassasiyet ve gerekli yasalar hazırlanıyor” söylemleri ile toplumdaki öfkeyi soğurmak, insan haklarına aykırı yasalar çıkartmak, gerçek sebepleri görünmez ve sorgulanamaz kılmak çabası hakim. Ensar’ı yaratan ve koruyan, “Bir kereden bir şey olmaz” diyen; eğitimi tarikat ve cemaatlerin eline bırakan; “kadın ve erkek fıtraten eşit değildir” diyen; Müftülük yasasını çıkartan; Diyanet eliyle 9 yaşında çocukların evlenebileceğini fetva veren; 115 gebe çocukla ilgili soruşturma açmak yerine bildirimi yapan sağlık çalışanına soruşturma açan; Aladağ’ı yaratan, toplumsal yaşamı dini kurallara göre düzenleyen; kadına yönelik şiddeti gericilikle motive eden; tek adam rejimini kurumsallaştıran; kadına, çocuklara, hayvanlara yönelik korkunç bir şiddet sarmalının sorumlusu olan iktidar, mevcut uygulamaları ile zaten suçun faili durumundadır.

Bu iktidar ve bu iktidarın çıkartacağı hiçbir yasa, gerçekleştireceği hiç bir uygulama çocuklarımızı koruyamaz!

Çocuklarımızı Ensar’ı yaratanların düzeninden biz koruyacağız!

Çocuklarımızın hayatlarını çalan bu karanlığı aydınlatacağız!

Çocuklarımızın yaşamları için, gelecekleri için, gülüşleri için hep birlikte SES VERELİM!"