ÖDP'den Çorlu'daki faciaya ilişkin açıklama: İktidarın ulaştırma politikalarının bir sonucu olarak gerçekleşen cinayetlerdir!

ÖDP: "Kazadan daha çok cinayet karakteri taşıyan böylesi bir facianın ülkemizde yaşanıyor oluşuna isyan ediyoruz! Bu sıklıkla ortaya çıkan ölümcül kazalar, doğrudan siyasi iktidarın uyguladığı ulaştırma politikalarının bir sonucu olarak gerçekleşen cinayetlerdir!"
2018-07-10

Tekirdağ’da meydana gelen ve 24 kişinin yaşamını yitirdiği tren kazası ile ilgili Özgürlük ve Dayanışma Partisi "Sorumlusu İktidar" başlıklı bir açıklama yaparak, "Gelinen noktada nitelikli ve güvenli insan ve mal taşımacılığı yapabilmek için özelleştirmelerin sona erdirilmesi ve özelleştirilen yapıların TCDD bütünlüğü içinde geri alınması dışında kalıcı bir çözüm yolu yoktur. İhmalin ve denetim eksikliklerinin ortadan kaldırılması, taşeronlaştırılmış ve geleceksizleştirilmiş bir kurumda mümkün değildir." dedi.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

8 Temmuz Pazar akşamı,  Edirne-İstanbul demiryolu hattı üzerinde, Tekirdağ’da yaşanan tren kazasında hayatını kaybeden insanlarımızı anıyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Özgürlük ve Dayanışma Partisi olarak, kazadan daha çok cinayet karakteri taşıyan böylesi bir facianın ülkemizde yaşanıyor oluşuna isyan ediyoruz!

Demiryolu taşımaları tüm dünyada en güvenilir taşıma yolu olarak kabul edilir.  Ülkemizde, demiryollarında meydana gelen ciddi kaza oranlarına bakıldığında ise durumun çok farklı olduğu görülüyor. 

Türkiye’de 2016 yılında demiryolunda 67 ciddi kaza meydana geldi ve bu kazalarda 95 insanımız hayatını kaybetti.  2017 yılında ise 47 ciddi kazada 54 kişi hayatını kaybetti. 

Bu rakamlar, demiryolu kazalarının iddia edildiği üzere doğal felaket ya da ihmalle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Bu sıklıkla ortaya çıkan ölümcül kazalar, doğrudan siyasi iktidarın uyguladığı ulaştırma politikalarının bir sonucu olarak gerçekleşen cinayetlerdir!

Demiryolu taşımacılığı ülkemizde, özelleştirme politikalarının sonucunda kamusal bir hizmet olmaktan çıkarılmıştır. TCDD’nin kurumsal yapısı taşeronlaştırmalar ve özelleştirme politikaları gereği parçalanmış, taşımacılıkta kilit rolü olan  trafik emniyeti ve kontrol fiilen rafa kaldırılmıştır. 

Bu politikalar ve sorumluları bir yana bırakılarak ortaya çıkan faturanın bir kaç çalışana kesilmeye çalışılması, cinayetin asıl sebebi olan rant ve rüşvete dayalı ihale ve ulaştırma sisteminin temize çekilmesi dışında bir anlam ifade etmeyecektir. 

Kaldı ki 24 kişinin hayatını kaybettiği kaza için ortaya konulan ‘aşırı yağış’ gerekçesi doğruyu da ifade etmemektedir.  Yağış analizleri o bölgedeki yağışların her 7 yılda bir görülmesi olağan yoğunlukta yağışlar olduğunu ortaya koymaktadır. Tekirdağ Valisi alelacele kaza sebebini hava muhalefetine bağlayarak kazanın gerçek gerekçelerini perdelemek istemektedir. 

Meslek örgütleri ve sendikalar gibi güvenilir kurumların ilk incelemelerinde, tren yolu alt yapısının bakım, onarım ve yenileme çalışmalarının gereklerine uygun biçimde gerçekleştirilmediği ortaya konulmaktadır. 

Bu konudaki bir başka önemli nokta da TCDD bünyesinde çalışan ‘yol bekçileri’ uygulamasının maliyet gerekçesiyle kaldırılması ve sonrasında denetim ve kontrol için yeterli personelin bulundurulmamasıdır.

Ortaya çıkan feci sonuç yıllardır süregelen özelleştirme ve kamusal hizmetlerden devletin çekilmesinin sonuçlarıdır.  Bu eksikliklerin tamamı kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin sonuçlarıdır.  Bu sorunların çözümü de özelleştirmelerden geri dönülmesidir. Demiryolu gibi kamusal hizmet ve kamusal denetimin zorunlu olduğu bir alanın ticarileşmesi, seri ve kitlesel cinayetlerin önünü açmaktan başka bir anlama gelmemektedir. Pamukova, Elazığ, Tavşancıl, Kütahya ve şimdi Tekirdağ’da yaşananlar bunu ortaya koymaktadır. 

Gelinen noktada nitelikli ve güvenli insan ve mal taşımacılığı yapabilmek için özelleştirmelerin sona erdirilmesi ve özelleştirilen yapıların TCDD bütünlüğü içinde geri alınması dışında kalıcı bir çözüm yolu yoktur. İhmalin ve denetim eksikliklerinin ortadan kaldırılması, taşeronlaştırılmış ve geleceksizleştirilmiş bir kurumda mümkün değildir. TCDD’nin mevcut  yapısı ile bu tür faciaların tekrar etmesi kaçınılmazdır.

Tekirdağ’da can pazarı ve ülkede yas varken,  ülkeyi bir ‘aile şirketine’ dönüştürmeyi kutlayan bir anlayış, ne yazık ki önümüzdeki dönem de aynı politikalara hız vererek yeni ölümlerin önünü açacaktır. 

Yarın karar duruşması gerçekleşecek olan Soma davası sürecinde de bu açık biçimde görüldü. 301 canımızı alan iş cinayetinin gerçek nedenleri, arkasındaki siyasi sorumlularla birlikte gizlendi! Soma’da, Tekirdağ’da kaybettiğimiz insanlarımızın hesabını gerçekten sormak için canı pazara düşmüş yoksul ve çaresiz insanlarının birleşip, örgütlenerek birbirine sahip çıkmasından ve bu güçle bu düzeni değiştirmesinden başka bir yol, başka bir çare yoktur!