Teknoloji ve Emek - Levent Hekim

2018-10-03

Son günlerde “Yapay Zeka” üzerine pozitif bilimlerden, sosyal bilimlere genişçe bir yelpazede tartışmalar yürütülüyor. Aslına bakılırsa bu alanda çalışan uzmanların  “dar yapay zeka” (tek bir alanda beceri sahibi olan ve uzmanlaşan algoritmalar) olarak kategorize ettikleri algoritmalar uzun zamandır çeşitli alanlarda (tıp, finans, iletişim, üretim vb) kullanılıyordu. Ancak “dar yapay zekanın” sınırlarını aşan gelişmeler tartışmalara başka bir boyut kazandırdı. Geçtiğimiz yıl geliştirilen AlphaGo son Avrupa Go şampiyonu Fan Hui’le yaptığı beş karşılaşmanın beşini de kazandı. Facebook’un geliştirdiği iki yapay zeka; sadece kendilerinin anlayacağı bir dille anlaşmaları sonucunda fişleri çekilerek etkisiz hale getirildi. Diğer bir gelişme Çin’de benzer bir yapay zekanın; iktidardaki “Komünist Parti”yi eleştiren değerlendirmeler yapması ve devre dışı bırakılması. Bu örneklerin ortak noktası programların, programcılarının istemediği sonuçlar üretmeleri.  

 

Bu gelişmeler “öğrenebilen, düşünebilen, karar verebilen ve eyleyen (genel yapay zeka),  hatta bilimsel yaratıcılık, genel bilgelik ve sosyal yetenekler dahil insan beyinlerinden daha yetkin( süper yapay zeka)  yapay zekalar mümkün müdür?” sorusunu gündeme getiriyor. Bu soru etrafında yapay zeka üzerine yapılan tartışmalar ise ister istemez insanlığın geleceğine yönelik her şeyin daha iyi olabileceği ütopik veya daha kötü olabileceği distopik senaryolar üzerinde yoğunlaşıyor. 

 

YAPAY ZEKA, ETİK VE SİYASET

Böylesi bir gücün hangi amaçla kimler tarafından kontrol edileceği, daha vahimi kontrol edilip edilemeyeceğinin kestirilememesi ve bu teknolojinin nasıl dağılacağına yönelik etik kaygılar gelecekte robotların insanları yok edebileceğine yönelik distopik varsayımları öne çıkarıyor. Space X ve Tesla gibi teknoloji şirketlerinin sahibi Ellen Musk yapay zekalar üzerinden yürüyen yarışın Kuzey Kore’nin füze atmasından daha tehlikeli sonuçları olabileceğini söylüyor. Geçtiğimiz günlerde Ellen Musk’un da içerisinde olduğu 116 kişi yapay zekaların özellikle diktatörlerin ve teröristlerin ellerinde ölümcül silahlara dönüşebileceğini ifade eden ve bu yüzden yapay zeka çalışmalarının sınırlandırılmasını talep eden bir metni Birleşmiş Milletler’e gönderdi. Bu metnin dışında diğer bir senaryo da Stephin Hawking’den geldi. Hawking makinelerin bir süre sonra insanlığı yok edebileceğini ve insanlığın başka bir gezegende koloni kurması gerekebileceğini ifade etti. 

 

Teknolojinin kontrol ve dağıtımı üzerinden açığa çıkan felaket senaryoları; içinde yaşadığımız kapitalist toplumsal yapı ile yakından ilişkilidir. Senaryoları üreten özneler bu toplumsallığın içinden konuşmaktadır. Liberal egemenlik nosyonunun insana yüklediği bencil ve kötümser doğa anlatısı çerçevesinde robotlarla kurulan analoji onların da kötü bir doğaya sahip olabileceğine yönelik bir yaklaşımı açığa çıkartmaktadır. Senaryo sahipleri açısından kontrolü elinde tutan kesimlerin yarattığı robotlar doğallığında kötü olmak durumundadır. Bu çerçeveden bakıldığında senaryoların sahici bir yanının olduğu söylenebilir. Burada sorunsallaştırılması gereken mesele verili, kökensel bir insan doğasının olup olmadığıdır. K.Marx kökensel bir insan doğasından bahsedilemeyeceğini söyler. Marx’a göre insanın varlığını belirleyen şey içinde yaşadığı maddi koşullardır. “Genel yapay zeka” kategorisinde düşünülen robotlar; kapitalist toplumda bir insan ne kadar kötü olabilirse, o kadar kötü olabilir. Tehlikeli olan, insanlığı varoluşsal bir felakete sürükleyen teknolojinin gelişimi değil, kapitalizmin yarattığı toplumsallığın  kendisidir.

Suudi Arabistan’ın yapay zeka ile geliştirilmiş robot Sophia’ya vatandaşlık vermesi insan türünün ve toplumların siyasal düzeninin nasıl şekilleneceği üzerine düşünmenin aciliyetini dayatmaktadır. Sophia örneği şimdiden yeni bir vatandaşlık anlayışına ihtiyacı açığa çıkartmaktadır. Bu bağlamda vatandaşlık kavramının insan temelinden çıkarılarak, bilinç sahibi herhangi bir birey temeline oturtulması gerekecektir. Bu çerçevede kritik bazı sorular üzerinde durulabilir.  İnsan ve birey kavramları tam olarak neleri kapsayacaktır? Yapay zeka ve insanlar aynı kategorilerde mi, yoksa ayrı kategorilerde görülerek farklı siyasal ve toplumsal düzenlerin ortaya çıkmasına mı sebep olacaktır? Cevaplanması gereken bu sorular önümüzde durmaktadır.

 

YAPAY ZEKA VE EMEK

Facebook’un eski üretim müdürlerinden Antonio Garcia Martinez dünyayı bekleyen felakete hazırlanmak üzere ABD’nin Seattle kenti açıklarındaki Orcas Adası’nda satın aldığı arazide inzivaya çekildi . Martinez  BBC’ye verdiği röportajda: “Dünyanın gelecek 5-10 yıl içerisinde neye benzeyeceğini gördüm, şu an size inanılmaz gibi gelen şeyler çok yakında gerçek olacak. Gelecek 30 yıl içerisinde dünya nüfusunun yarısı işsiz kalacak. İşler çirkinleşebilir. Medeniyet tamamen çökebilir” diyerek teknolojinin gelişmesinin işsizliği artıracağı varsayımı ile toplumsal bir patlama tehlikesine işaret ediyor. Gerçekten de orta vadede yapay zeka teknolojisinin hızlı gelişimi daha çok insanın işsiz kalmasına neden olacaktır. Tıpkı sanayi devrimindeki gibi birçok iş alanının da ortadan kalkacağı söylenebilir. Daha önce de değindiğimiz şekliyle sorun teknolojinin gelişmesinde değil, onun küçük bir kesim elinde birikmesi ve geniş kesimlerin bu olanaklardan mahrum kalmasındadır. 

 

Kapitalist üretim; emeğin metalaştırılması ve üretimin sürekli artırılmasına dayanır. Birim zamanda daha fazla çıktı elde etmek için makineleşmeye yönelir. Bu durum kapitalizmin zorunlu yasasıdır. Piyasada rekabet etmek için üretici güçleri sürekli geliştirmek zorundadır. Canlı emeğin yerini makinelerin alması sermayenin organik bileşimini değiştirir. Sabit sermayenin miktarı artarken, değişen sermayenin miktarı düşer. Üretim araçlarında açığa çıkan teknolojik üstünlük emeğin verimliliğini yükselterek değeri yaratan canlı emeğin gerekli emek zaman miktarını küçültür. Fakat art emek zamanını da uzatır. Bu durum artı değer miktarının yükselmesine neden olur. Sermayeyi belirleyen artı değer miktarıdır.  Ancak biriken sermayenin kendini gerçekleştirmesi gerekir. Emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan canlı emek sürecin dışında kaldığında, üretilen metalara ulaşma olanağı da ortadan kalkmaktadır. Gerçek değeri yaratan canlı emeğin bu durumu sermayenin paradoksunu da açığa çıkarır. Dolaşamayan sermaye gerçekleşme veya eksik tüketim krizi ile karşı karşıya kalmaktadır. Martinez’in medeniyeti kapitalizmin tarihi ile sınırlayarak çökeceğine dair varsayımı, kabaca betimlenmeye çalışılan Marx’ın değer ve kriz teorisi ile okunduğunda daha anlaşılır oluyor.  

Anlaşılacağı üzere felaket senaryoları teknolojinin kötü doğasından değil kapitalist toplumsal ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Teknolojinin insanlık açısından iyi olabileceğine dair varsayımlar başka bir toplumsalı, özel mülkiyet dışında başka bir mülkiyet rejimini işaret etmektedir. Son kertede mesele   “devrim” sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak tek başına bu sorunu devrim çözer demek aslında bir şey dememek, sorunu devrim sonrasına ertelemek anlamına gelir. Geçmiş ve gelecek şimdide tezahür etmektedir. Bu bağlamda ütopyamızda bugünden şekillenecektir. Emek ölçülebilir bir değer olmaktan çıkarak, kendini gerçekleştirmek için bir değere dönüştüğünde, kısacası zorunluluklar alanından, özgürlükler alanına geçtiğinde teknolojik gelişme insanlık açısından yararlı olabilir. Marx; üretici güçlerin  artan gelişimi, değeri belirleyen emek zamanını toplumsal olarak ortadan kaldırdığında gerçek bir devrimin tarihsel koşullarının olgunlaşacağını söyler ve ekler “ Yeni ve daha yüksek üretim ilişkileri bu ilişkilerin maddi varlık koşulları eski toplumun bağrında çiçek açmadan, asla gelip yerlerini alamazlar”. 

 

GELECEK ÜZERİNE DÜŞÜNMEK

Bu çerçevede yapay zeka alanına nasıl müdahil olunacağı üzerine düşünülmelidir. Öncelikle siyasal olarak yapay zekanın, demokratik bir şekilde denetlenmesi ve eşit bir şekilde dağıtılması talep edilmelidir. Var olanın dışında geniş kesimlerin gündelik hayatını kolaylaştıracak alternatif projeler üretilebilir. Yapay Zeka Luna projesinin hikayesi bu anlamda çarpıcı bir örnek. Luna “genel yapay zeka” kategorisinde feminist bir robot. Üstelik toplumsal duyarlılığıyla diğer örneklerinden farklı. Luna’yı farklılaştıran en önemli etken kar amacı taşımayan bir insani yardım kuruluşunun önderi Luis Arana tarafından yapılması. Luis Arena projeyi şöyle açıklıyor; “Projenin amacı açlık, hastalık, eğitimsizlik gibi bölgesel sorunlar için yapay zeka uygulamaları yoluyla tıbbi ilaç, afet yardımı, insani yardım sağlamaktır.” Bu örnek üretilebilecek  projeler için ipuçları verebilir.