Prof.Dr Aziz Konukman'dan #Enflasyon yorumu : ÇİFTE ZAM YOLDA

Bugün açıklanan enflasyonun halka nasıl yansıyacağını BirGün yazarı, iktisatçı Prof.Dr Aziz Konukman ile konuştuk.
2018-10-03

Yeni ekonomik programın TÜFE’den yola çıkılarak yapılan enflasyon hedefi tutmayacak. Neye dayanarak söylüyorum. Çünkü bir önceki yılın aynı ayına göre değişim korkunç bir rakam. Dolayısıyla bunun bir sorun olduğu ve 28’in geçersiz olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor. 

Gıda enflasyonuda hala devam ediyor. Gıda ve alkolsüz içecekler için Türkiye ortalamasının üstünde, 27,70. Bu baya büyük bir problem. YEP’te de bununla ilgili sorunları çözeceklerini söylediler ama boş. Eskiden Gıda Komitesivardı. Onun işlevsiz olduğu ortaya çıktı. Eğer Gıda Komitesi etkili bir kurumsal yapı olsaydı gıda fiyatları bu boyutlara gelmezdi. Gıda fiyatlarını terbiye etmek için ithalata da tam gaz girildi. Buna rağmen gıda fiyatları aşağı inmedi. Niye? Çünkü sorun gıda sektöründeki dağıtım mekanizmalarında ciddi anlamda tekelci bir yapı var ortada. Dolayısıyla aynı şey tarım ürünlerinde de bu söz konusu. Ürün tarladan perakendeciye geldiği zaman bire 10 bire 15 farklar oluyor.  Bu dağıtımın nasıl denetimsiz olduğu çok net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Bunun dışında çekirdek enflasyonçok önemli. Çekirdek enflasyon özel kapsamlı TÜFE göstergeleri diye exel olarak geliyor. Aynı web sayfasına bakarsan haber bülteninin altındadır bu B ve C kategorileriçok önemli. B’den ne kast ettiğimi söyleyeyim. İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler, tütün bir de altın… Burada kast ettikleri şu, konjonktürel olarak fiyatları artan ürünler var. Eğer enflasyonu sağlıklı ölçmek istiyorsan bunları dışarıda bırakıyorsun. Esas yapısal bir sorun olup olmadığını oradan izliyorsun. O orana baktığımız zaman, B kategorisindeki enflasyon yıllık 23,75. Bu bayağı bir şey. Onun dışında alkolsüz, alkollü, enerji bütün ürünlerde altın hariç TÜFE var. O da 24,70 civarında. Yani bunlar baya bu enflasyonun ekim, kasım, aralığa kadar taşınacağını gösteriyor.

TÜFE bir önceki yılın aynı ayına göre çıldırmış durumda. Şuan 46,15.Bu 38’ler geçen ağustos ayınındı. Bunun 46,15 olması demek şu, Türkiye’de maliyet enflasyonu var. Biliyorsunuz iki tür enflasyon var. Talep ve maliyet. Firmalar maliyetlerini arttırıyor ve bir de mark up yapıyorlar ama dikkat edersen aralarında bir gecikme var. Tüketici fiyatları ile arasında gecikme var.Yani toptan eşya fiyatları artıyor ama tüketiciye hemen yansıtılmıyor. Dolayısıyla bu 46,15 ekim, kasım, aralık aylarında TÜFE’ye yansıyacak. Dolayısıyla TÜFE’ye yansırsa yıl sonu rakamı 20.8 baya bir üzerine çıkacak. 

Benim bir yazımda YEP’in 2019-21 hedeflerini analiz etmedim. Hatta içime sinmedi. Çünkü bugüne kadar açıklanan tüm orta vadeli planlarda 3 yıllık hedeflerin hiçbirisi tutmuyor. Bir tane örneği yok. Niye analiz edelim ki? O zaman ne yapmamız lazım YEP’in 2018’ini analiz edelim. 2018 için büyüme oranını 10 Ağustos’ta bizim damat yeni ekonomik model diye bir şey açıkladı. Modelin açıklandığı gün döviz fiyatları fırlamıştı. Orada 2019 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3-4 bandında büyüyeceğini söylemişti ama 2019’un öngörüsüne bakarsak 2.3 olduğunu görüyoruz. Sorumlu olan bir bakanın açıkladığı yeni ekonomik program daha henüz 10 Ağustos’ta bakanın yaptığı öngörünün değiştiği bir programı. 10 Ağustos’tan 20 Eylül’e daha bir ay geçmiş. Bir ay sonra siz yüzde 3-4 bandını 2.3’e çekiyorsunuz. Bunu kimse ciddiye almaz. 2020-21’de ne yaptığınızı anlamanın imkanın yok. Uzağa gitmeyelim 2017’nin büyüme oranı da tutmuyor. 27 Eylül’de açıklanmıştı. Gerçekleşmelere bakıyoruz. Geçen yılın 2017 için yapılmış gerçekleşme tahminleri tutmuyor. Yani 2017’yi öngöremeyen 2018 için öngörüleri şimdiden eskimiş olan, son rakamla anlaşıldığı gibi 2018’in yıl sonu enflasyon hedefi de tutmayacaktır.

Burada esas bir noktaya dikkat çekelim. Kamuoyunun bir bilgisi yok çünkü bu konuda. Esas manşet bu olsun. Bu durumda ÇİFTE ZAM geliyor. Bir sürü zamlar yapılıyor. Doğalgaz, elektrik vs. Bu zamlar hepsi Ekime sıkıştırılırsa, daha başka zamlar da gelecek. Bir kısmı geri alındı filan ama sonuçta bir zam furyası ekim ayında başladı. Bu sonuna kadar giderse Ekim sonuna kadar yurt içi üretici fiyatları aşağı yukarı yüzde 35’lerde filan olsa bunu ekimden geçen yılın ekimine kadar endeksleri yazıyorum. Diyelim ki 2018 ekiminde şu eylülünde şu vs. 12 ayın ortalama endeksini alıyoruz. Aynı şeyi 2017 için de yapıyoruz. Ekim’den 12 ay geriye gidip onunda ortalama endeksini buluyoruz sonra da yüzdesini hesaplıyoruz. BunuYeniden Değerlenme Oranıdenir. Niye önemli bu? Ocak ayında bazı maktu vergilere (çöp , damga vs.) bunlara zam yapılıyor. Bizim böyle bir kanuni düzenlememiz var. Şimdi siz bütün zamları Ekime sıkıştırırsanız hem yurt içi üretici fiyatları acayip yüksek çıkacak ve bu zamlarla dar gelirliler inim inim inleyecek emekçi kesimler büyük bir kayba uğrayacak. Çünkü reel gelir kaybıdır da bu aynı zamanda da Ocak ayından itibaren bu yükselen üretici fiyatları nedeniyle daha fazla vergi ödemek zorunda kalacağız maktu vergiler arttığı için. (Maktu vergilerin ne olduğuna bakarsanız hangi vergi kalemlerine zam geleceğini görebilirsiniz) Dolayısıyla 2019 yılının ocağında böyle bir çifte zammın kıskacında geniş halk yığınlarını görmüş olacağız. 

*Söyleşi, Mutlu Erol Kahya