Şehir Şehir Atatürk Portlerinin Hikayeleri

Ersoy Emin fotoğraf sanatçısı. Londra'da yaşıyor. 2007'de 'Atatürk' projesine başlıyor, hala devam eden bir proje. İnsanların Atatürk portreleri ile oluşturdukları kompozisyonlardan etkilenerek başlamış. Ersoy Emin’le şehir şehir Atatürk portlerinin hikayelerini konuştuk. R-Aktüel Sayı:1 - Söyleşi: Hande Gazey
2017-03-22

'Atatürk' projesine başlamaya nasıl karar verdiniz?

Projeye başlamaya 2007'de İstanbul'a yaptığım bir ziyaret sırasında karar verdim. İnsanların evlerinde ya da iş yerlerinde Atatürk portreleriyle yarattıkları kompozisyonlar beni çok etkiledi. 

Mesela bir manavda yeşil karpuz yığınları ve taze domates kümelerinin üzerinde gururla duran bir Atatürk portresi hatırlıyorum. Aynı şekilde pastel renkli duvarları olan kahvehanelerde zarifçe çerçevelenmiş, yükseğe asılmış ve tüm mekana egemen olan Atatürk portreleri.... Öte yandan Atatürk kişisel aile fotoğraflarının, takvimlerin, İstanbul tabloları reprodüksiyonlarının yanında da yer alabiliyordu. 

Çok fazla kompozisyon mevcuttu ve ben de bu güzelliği fotoğraflamak için çok büyük bir istek oluştu aynı zamanda fotoğrafladığım kültürel ve politik bir değişim içerisindeki Türkiye idi. 

Proje ne kadar sürdü? Hangi şehirlere gittiniz?

2007'de projeye başladığımdan beri her sene Türkiye'ye geliyorum. Genellikle önce İstanbul'a daha sonra da başka şehirlere. Şimdiye kadar Ankara, Antalya, İzmiri Isparta, Zonguldak, Trabzon, Kütahya, Eskişehir, Edirne, Tonya ve Afyon'a giderek proje için fotoğraf çektim. 'Atatürk' projesi devam ediyor - her sene en az bir kere Türkiye'ye gelerek devam ettirmeyi planlıyorum. 

Peki bu süre içerisindeki gözlemlerinize dayanarak Türkiye'de halkın Atatürk ile kurduğu ilişkiye dair ne söylemek istersiniz?mVe bu ilişki şehirden şehire değişiyor mu?

Geziler sırasında konuştuğum insanlar genellikle Atatürk'ün olağanüstü zaferlerinden, Çanakkale Savaşı'ndaki rolünden, Kurtuluş Savaşı sırasındaki olağanüstü liderliğinden ve tabii 1923'te Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte Türkiye'de yaşanan radikal değişimden söz ediyorlardı. 

Kuşkusuz Atatürk askeri bir deha ve ulusal bir baba figürü idi fakat proje ilerledikçe anladım ki Türkiye'de halkın Atatürk ile kurduğu ilişki saygı ve hayranlıktan çok daha derine gidiyor. Bu daha çok ruhani bir şeydi. 

Geziler sırasında insanların Atatürk resimlerini çok farklı şekillerde sergilediklerini gördüm. Şehirler arasında da değişiklikler fark ediliyordu. Örneğin Tonya'da binaların dış cephelerine ve kahvehanelerin içerisindeki duvarlara çizilmiş Atatürk resimleri çok güzeldi. 

Proje için şehirlere yaptığınız geziler sırasında birçok anı biriktirmişsinizdir. En çok bizimle paylaşmak isteyecekleriniz hangileri olur?

Proje benim için harika bir macera oldu ve muhtemelen bu proje olmasaydı görme şansımın olmayacağı birçok değişik ve güzel yerini görmüş oldum Türkiye'nin. 

Isparta'yı ziyaretimde bir berberi Atatürk portresi ile fotoğrafladım. Daha sonra berber beni tıraş ederken keyifle eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i Isparta'dayken onu tıraş ettiğini anlattı. Bu onun için gurur vericiydi.

2013'te heykeltraş Necati İnci'yi ziyaret ettim. Atölyesi gerçeküstü ve muhteşemdi. İnci, hayatının büyük bir bölümünü bugün Türkiye'nin her tarafında gördüğümüz Atatürk heykelleri ve büstlerini yapmaya adamış. İstanbul'un tozlu varoşlarındaki dev atölyesi yapım aşamasındaki kalıplar ve heykellerle doluydu. Ne yazık ki Atatürk heykellerine olan talep azaldığı için Necati İnci heykellerini çeşitlendirmek zorunda kalmış. Atölyesinde Atatürk ikonlarının arasında aslan, at, yunus heykelleri, mitolojik figürler ve çeşitli ülkelerin politik liderleri de vardı. 

Bir başka hatırlanmaya değer yolculuk da güzel Karadeniz şehri Zonguldak'a yaptığımdı. Vardıktan kısa bir süre sonra tesadüfen büyük bir Atatürk hayranı ile tanıştım ve büyük bir mutlulukla bana tüm şehri gezdirdi. Rehberim beni duvarında Atatürk portreleri olabileceğini düşündüğü çay evlerine, lokantalara, kahvehanelere ve iş yerlerine götürdü. Günün en önemli ziyareti ise Zonguldak'taki kömür madenine yaptığımızdı. Madene inmeme izin yoktu fakat madenin girişinde madencilerle tanıştım ve fotoğraflarını çektim. Orada göze çarpan ise kömür tozuyla kapkara olmuş bir odanın duvarını madenciler dergiler ve gazetelerden kestikleri Atatürk fotoğrafları ile süslemişlerdi. .

Kompozisyonlarınızda birçok farklı meslek grubundan, değişik yaaşlardan insanların fotoğrafları mevcut. Projeniz sürecinde insanların Atatürk'e yaklaşımlarının yaşa, mesleğe ya da cinsiyete göre farklılaştığını gözlemlediniz mi?

Sosyal gruplar arası böyle bir farklılık gözlediğimi net bir şekilde ifade edemem. Fakat fark edebildiğim şu, kentsel dönüşüm gördüğüm Atatürk portrelerinin sayısını azaltıyor. Yeni yapılandırılmış yerlerde o kadar çok Atatürk portresi görmüyorum. Bu kayıp estetik ve kültürel olarak üzücü. 

Söyleşi: Hande Gazey